<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	>

<channel>
	<title>Çevre Bilinci Platformu - Çevreciyiz ve Doğayı Çok Seviyoruz!</title>
	<atom:link href="http://www.cevrebilinci.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cevrebilinci.com</link>
	<description>Çevre Bilinci Platformu - Çevreciyiz ve Doğayı Çok Seviyoruz!</description>
	<pubDate>Tue, 19 Apr 2011 11:58:29 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.7.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Plastik Ölüm</title>
		<link>http://www.cevrebilinci.com/plastik-olum/</link>
		<comments>http://www.cevrebilinci.com/plastik-olum/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Feb 2011 03:06:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>recep</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[FOTOĞRAF]]></category>

		<category><![CDATA[ÇEVRE]]></category>

		<category><![CDATA[ÖNERİ]]></category>

		<category><![CDATA[Albatros]]></category>

		<category><![CDATA[Alexander Parkes]]></category>

		<category><![CDATA[Büyük Okyanus]]></category>

		<category><![CDATA[Chris Jordan]]></category>

		<category><![CDATA[Cynthia Vanderlip]]></category>

		<category><![CDATA[John Wesley Hyatt]]></category>

		<category><![CDATA[Midway Mercan Adası]]></category>

		<category><![CDATA[PCB]]></category>

		<category><![CDATA[Plastik]]></category>

		<category><![CDATA[plastik nedir?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cevrebilinci.com/?p=227</guid>
		<description><![CDATA[1855 yılında Alexander Parkes ilk insan yapımı plastiği buldu ve ardından 1866 yılında ise John Wesley Hyatt ilk endüstriyel plastiği üretmeyi başardı. O zamandan günümüze kadar gelindiğinde hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen bir madde oldu plastik. Günlük yaşantımızda kullandığımız bir çok şey plastikten yapılıyor artık. Alışveriş poşetleri, pet şişeler, temizlik malzemeleri, kıyafetler, takılar, cep telefonları, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">1855 yılında <a title="Alexander Parkes" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Alexander_Parkes" target="_blank">Alexander Parkes</a> ilk insan yapımı plastiği buldu ve ardından 1866 yılında ise <a title="John Wesley Hyatt" href="http://en.wikipedia.org/wiki/John_Wesley_Hyatt" target="_blank">John Wesley Hyatt</a> ilk endüstriyel plastiği üretmeyi başardı. O zamandan günümüze kadar gelindiğinde hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen bir madde oldu <a title="Plastik" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Plastik" target="_blank">plastik</a>. Günlük yaşantımızda kullandığımız bir çok şey plastikten yapılıyor artık. Alışveriş poşetleri, pet şişeler, temizlik malzemeleri, kıyafetler, takılar, cep telefonları, oyuncaklar ve binlerce saymakla bitiremeyeceğimiz gereçler.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/plastik-olum-0.jpg"><img class="size-full wp-image-228 alignleft" title="Plastikten yapılmış çeşitli ev eşyaları" src="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/plastik-olum-0.jpg" alt="Plastikten yapılmış çeşitli ev eşyaları" width="300" height="200" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-227"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Peki &#8220;<strong>Plastik nedir?</strong>&#8221; sorusuna nasıl bir cevap verebiliriz basit olarak; karbon(C), hidrojen(H), oksijen(O), azot(N) ve diğer organik yada inorganik elementlerin kimyasal bir karışımı diyebiliriz. Hammaddesi nedir diye sorarsak eğer o da severek üretip tükettiğimiz petrolden başka bir şey değil. Üretilen petrolün %4&#8242;lük kısmı plastik üretimi için kullanılmaktaymış ve bu gerçekten müthiş bir miktar (<a title="Plastik" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Plastik" target="_blank">1</a>). Bunun sebebi ise plastiğin gerçekten çok işlevsel ve kolay işlenebilir bir madde olması. Yeni teknolojiler ile de daha da değerli ve kullanım yaygınlığı artan bir duruma geldi. Fakat üretilen bu milyarlarca farklı plastik parçası tüketim sonrası ne oluyor acaba! Organik madde yoğunluğu çok fazla olmasına rağmen 100 yıl gibi bir sürede ayrışabilen bu madde doğadan nasıl uzak tutuluyor yada? Evet tutulmuyor aslında ve biz onu doğayla beraber seviyoruz muhtemelen, çünkü baktığımız her yerde onlardan çok fazla miktarda olduğunu fark etmemiz zor değil. Bizim gibi hayvanlarda bunun farkına varmışlar ve onlara zararı bizden daha fazla olduğu açıkça ortaya çıkıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/midway-mercan-adasi.jpg"><img class="size-full wp-image-240  aligncenter" title="midway-mercan-adasi" src="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/midway-mercan-adasi.jpg" alt="midway-mercan-adasi" width="559" height="342" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Midway Mercan Adası</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Büyük Okyanusun, Asya ve Kuzey Amerika arasında kalan kısmında yer ala <strong>Midway Mercan Adası</strong>&#8216;na bir grup arkadaşıyla giden fotoğraf sanatçısı <strong><a title="Chris Jordan" href="http://www.chrisjordan.com/" target="_blank">Chris Jordan</a></strong> bize çok önemli bir gerçeği görme fırsatını veriyor(<a title="A Journey to Midway" href="http://www.yesmagazine.org/arts/journey-to-midway" target="_blank">2</a>).</p>
<p style="text-align: justify;">
<div class="mceTemp mceIEcenter" style="text-align: justify;">
<dl id="attachment_229" class="wp-caption aligncenter" style="width: 571px;">
<dt class="wp-caption-dt"><a href="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/plastik-olum-1.jpg"><img class="size-full wp-image-229  " title="plastik-olum-1" src="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/plastik-olum-1.jpg" alt="Plastik Ölüm" width="561" height="428" /></a></dt>
<dd class="wp-caption-dd" style="text-align: justify; "><strong>Evet resimde gördüğünüz bir tür albatros ve ölüm sebebi plastikler! Yemek niyetiyle topladıkları plastik atıklar onun sindirim sistemini kapatmış ve işleyemez bir hale getirmiş sonrası ise malum kaçınılmaz son.</strong></dd>
</dl>
</div>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Bu bölgeyide içine alan yer <a title="Great Pacific Garbage Patch" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Great_Pacific_Garbage_Patch" target="_blank">Büyük Pasifik Çöp Yığınına</a> maruz kalıyor. Bu çöp yığının büyüklüğü ise Amerikan eyaleti olan Texas&#8217;ın iki katı olarak ifade ediliyor ki bu da nerdeyse ülkemizin yarısı kadar bir alanı ifade ediyor ve çok muazzam bir manzara ortaya çıkıyor.</p>
<p><div id="attachment_255" class="wp-caption aligncenter" style="width: 460px"><a href="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/kuzey-pasifik-akintisi.png"><img class="size-full wp-image-255" title="Kuzey Pasifik Akıntısı" src="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/kuzey-pasifik-akintisi.png" alt="Kuzey Pasifik Akıntısı" width="450" height="294" /></a><p class="wp-caption-text">Kuzey Pasifik Akıntısı</p></div></p>
<p style="text-align: justify;">Amerika ve Asya kıtalarında üretilen çöpler Büyük okyanustaki akıntıya kapılarak burada yüzen devasa bir alanı işgal ediyorlar. En büyük pay ise tabikide plastiklere düşüyor. Doğada bozunmaları çok zor olduğu ve uzun yıllar aldığı için okyanusa girdikten sonra orada kalmaya ve bu yığının büyümesine katkı sağlamaya devam ediyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/plastik-olum-2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-230" title="Plastik Ölüm" src="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/plastik-olum-2.jpg" alt="Plastik Ölüm" width="561" height="420" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/plastik-olum-3.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-230" title="Plastik Ölüm" src="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/plastik-olum-3.jpg" alt="Plastik Ölüm" width="561" height="420" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/plastik-olum-4.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-230" title="Plastik Ölüm" src="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/plastik-olum-4.jpg" alt="Plastik Ölüm" width="561" height="420" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/plastik-olum-5.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-230" title="Plastik Ölüm" src="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/plastik-olum-5.jpg" alt="Plastik Ölüm" width="561" height="420" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/plastik-olum-6.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-230" title="Plastik Ölüm" src="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/plastik-olum-6.jpg" alt="Plastik Ölüm" width="561" height="420" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Plastik atıklar zamanla parçalara ayrılarak daha küçük hale geliyorlar ve bu da daha küçük canlılarında onları yiyecek olarak tüketmeleri için bir fırsat oluyor. Midway adasında yer alan tüm kuşların, deniz kaplumbağalarının ve zooplanktonların dahil sindirim sistemerinda plastik bulmak çokta yadırganacak bir durum olmaktan çıkmış. Sindirim sisteminde geçen plastikler bu şekilde yemek zincirine de adım atmış oluyorlar ve yapılarında bulunan son derece zararlı olan <strong><a title="PCB" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Poliklorlu_bifenil" target="_blank">PCB</a></strong> gibi maddeleri de bu zincirde taşınmasını sağlamış oluyorlar. Ve tabiki de bu deniz canlılarını tüketen yine insanoğlu oluyor. Chris Jordan ve ekibinin Midway&#8217;de çektiği bir çok fotoya <a title="Midway Journey Photo Stream" href="http://www.flickr.com/photos/midwayjourney/" target="_blank">buradan</a> ve<a title="Journey to Midway" href="http://www.midwayjourney.com/" target="_blank"> Journey to Midway</a> adresinden de detaylı bilgi ve görüntülere de ulaşabilirsiniz.</p>
<p><div id="attachment_256" class="wp-caption aligncenter" style="width: 360px"><a href="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/plastik-olum-8.jpg"><img class="size-full wp-image-256    " title="Cynthia Vanderlip" src="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/plastik-olum-8.jpg" alt="Cynthia Vanderlip" width="350" height="263" /></a><p class="wp-caption-text">Cynthia Vanderlip ve ekibinin Kure Mercanadası civarında buldukları yeni ölmüş albatrosta bize bu büyük tehlikenin büyük okyanusta her yerde olabileceğinin bir göstergesi. Aslında tüm Dünya aynı tehlike ile yüzyüze! Midesi açılan ve karşılaşılan ürkütücü manzara yine aynı.</p></div></p>
<p style="text-align: justify;">
<p><div id="attachment_235" class="wp-caption aligncenter" style="width: 273px"><a href="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/plastik-olum-7.jpg"><img class="size-full wp-image-235     " title="Plastik Ölüm" src="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/plastik-olum-7.jpg" alt="Plastik Ölüm" width="263" height="350" /></a><p class="wp-caption-text">.</p></div></p>
<p><div id="attachment_257" class="wp-caption aligncenter" style="width: 360px"><img class="size-full wp-image-257  " title="306 parça plastik" src="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/plastik-olum-9.jpg" alt="306 parça plastik" width="350" height="263" /><p class="wp-caption-text">Tam tamına 306 parça plastik çıkmış albatrosun midesinden. </p></div></p>
<p style="text-align: justify;">Görülüyor ki çöpünü toplamayı beceremeyen insanoğlu diğer canlılara yine büyük zararlar vermeye devam ediyor. Sağlığa zararı çok fazla olan plastiklerin üretilmesi ve tüketilmesinin önüne geçilememesi direk yada dolaylı olaraktan insanlar büyük zararlar vermekle kalmıyor doğada ki dengeyi bozmaya devam ediyor(<a title="Ölü Albatros" href="http://www.hawaiianatolls.org/research/June2006/albatross_death.php" target="_blank">4</a>).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cevrebilinci.com/plastik-olum/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Aptallık Çağı / Age of Stupid</title>
		<link>http://www.cevrebilinci.com/aptallik-cagi-age-of-stupid/</link>
		<comments>http://www.cevrebilinci.com/aptallik-cagi-age-of-stupid/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Oct 2009 17:49:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>recep</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[ETKİNLİK]]></category>

		<category><![CDATA[KÜRESEL ISINMA]]></category>

		<category><![CDATA[VİDEO]]></category>

		<category><![CDATA[Age of Stupid]]></category>

		<category><![CDATA[Ahmaklık Çağı]]></category>

		<category><![CDATA[Aptallık Çağı]]></category>

		<category><![CDATA[Franny Armstrong]]></category>

		<category><![CDATA[İklim Değişikliği]]></category>

		<category><![CDATA[Ömer Madra]]></category>

		<category><![CDATA[Pete Postletwalte]]></category>

		<category><![CDATA[Yılmaz Erdoğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cevrebilinci.com/?p=221</guid>
		<description><![CDATA[Franny Armstrong&#8216;un yönettiği, Pete Postletwalte&#8216;ın başrolünü oynadığı Aptallık Çağı (Age of Stupid), 2055 yılında yaşayan bir adamın kendi ağzından anlattığı hikayeyi konu alıyor. Fırsatımız varken iklim değişimini neden durdurmadığımızı sorgulayan film, dünyanın yardım çığlıklarını duymazdan gelen insanların yaşadığı bir çağı ve sonunda pişmanlığı gözler önüne seriyor.


Ayrıca filmin yönetmeni olan Franny Armstrong&#8216;un Ömer Madra ile yaptığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p id="description"><a title="Franny Armstrong" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Franny_Armstrong" target="_blank"><strong>Franny Armstrong</strong></a>&#8216;un yönettiği,<a title="Pete Postletwalte" href="http://www.imdb.com/name/nm0000592/" target="_blank"><strong> Pete Postletwalte</strong></a>&#8216;ın başrolünü oynadığı <a title="Aptallık çağı" href="http://www.greenpeace.org/turkey/kopenhag/age-of-stupid" target="_blank"><strong>Aptallık Çağı</strong></a> (<a title="Age of stupid" href="http://www.ageofstupid.net/" target="_blank"><strong>Age of Stupid</strong></a>), 2055 yılında yaşayan bir adamın kendi ağzından anlattığı hikayeyi konu alıyor. Fırsatımız varken iklim değişimini neden durdurmadığımızı sorgulayan film, dünyanın yardım çığlıklarını duymazdan gelen insanların yaşadığı bir çağı ve sonunda pişmanlığı gözler önüne seriyor.</p>
<p><span id="more-221"></span></p>
<p><div id="attachment_222" class="wp-caption aligncenter" style="width: 320px"><a href="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/aptallik-cagi-poster.jpg"><img class="size-full wp-image-222" title="aptallik-cagi-poster" src="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/aptallik-cagi-poster.jpg" alt="Aptallık Çağı/Age of Stupid" width="310" height="443" /></a><p class="wp-caption-text">Aptallık Çağı/Age of Stupid</p></div></p>
<p><object width="500" height="270" data="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=6847844&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=0&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=6847844&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=0&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=&amp;fullscreen=1" /></object></p>
<p>Ayrıca filmin yönetmeni olan <span><strong>Franny Armstrong</strong>&#8216;un <a title="Ömer Madra" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%96mer_Madra" target="_blank"><strong>Ömer Madra</strong></a> ile yaptığı bu söyleşiyede göz atabilirsiniz.</span></p>
<blockquote><p><span>Age of Stupid (Aptallık Çağı) ya da Yılmaz Erdoğan&#8217;ın önerdiği şekliyle çevirecek olursak &#8220;Ahmaklık Çağı&#8221; adlı film, dünyanın pek çok ülkesinde aynı anda vizyona girerek bir dünya rekoru da kırdı.</span></p>
<p><span>Türkiye’de de bugünden itibaren Beşiktaş Kültür Merkezi’nde (BKM’de) gösterime giriyor. Aslında hem bir bilim-kurgu, hem bir belgesel, hem de bir animasyon bu. Hepsi birden. Bu yüzden de benzersiz bir yapıt. Konusu küresel iklim değişikliği. 2000’li yılların ortalarında geçiyor. Yeryüzünde tek insan kalmış, “arşivci”: Süper bilgisayarındaki süper arşivde geçmişe, yani bizim şimdiki halimize bakıyor. Kul Nesimî’nin söylediği gibi:</span></p>
<p>“Kâh çıkarım gökyüzüne seyrederim âlemi<br />
kâh inerim yeryüzüne seyreder âlem beni!..”</p>
<p>Bizim bugünlerde neler yapıp kendimizi nasıl uçuruma atmakla meşgul olduğumuzu biraz şaşkınlık, çokça da ahmaklığımıza gülümsemekle izliyor bu arşivci. Dört kıtadan dört ailenin serüvenini anlatan filmi yazan ve yöneten Franny Armstrong ile, Londra’daki evinden 5 dakikalık özlü bir konuşma yaptık.</p>
<p><strong>Ömer Madra:</strong> Merhaba, sizi radyomuzda ağırlamak bizim için büyük bir zevk. Ayrıca filminizi geçen gün ön gösterimde seyrettik. Kutlarız. İnsanın yüreğini burkan bir güzelliğe sahip. Zaman zaman çok da komik yerleri var ama…</p>
<p><strong>Franny Armstrong: </strong>Doğrusunu isterseniz, iklim değişikliği ile ilgili bir filmi komik yapmak da çok zor. Filmin içine dört beş gülümseme ve kahkaha sıkıştırabilmiş olmaktan dolayı kendimizi şanslı sayıyoruz.</p>
<p><strong>ÖM:</strong> Evet, şimdi ilk sorumuzu soralım: Kusura bakmayın ama biraz uzun olacak; Noam Chomsky 6 yıl önce yayımlanan Hegemony or Survival (Hegemonya ya da Hayatta Kalmak) kitabında şöyle diyordu: “İnsan hayatında öyle bir döneme giriyoruz ki, bu dönem, ‘akıllı mı olmak daha iyidir, yoksa ahmak olmak mı?’, sorusuna bir cevap getirebilir. Yani, ‘mantıklı bir uzaylının hayranlığını uyandıracak şekilde, yeryüzünde bir çeşit akıllı hayat mevcut olabilir mi?’, sorusu.” Chomsky şöyle devam ediyor: “En umut verici ihtimal bu soruya hiç cevap verilemeyeceği olmalı; çünkü kesin bir cevap verilecek olursa, bu cevap sadece insanlığın bir tür “biyolojik hata” olduğudur. Yani, insanların kendilerine ayrılmış yüz bin yıllık ömür süresini kendilerini ortadan kaldırmak için kullandıkları ve bu süreç içinde başka pek çok şeyi de mahvettikleri cevabı çıkar.” Bu düşünce üzerindeki görüşlerinizi alabilir miyiz?</p>
<p><strong>FA:</strong> Aslında yaptığımız film de tam bu konuda zaten. Çok değil, önümüzdeki 60 gün içinde, Aralık ayında, Kopenhag’da yapılacak iklim zirvesine kadar bunun cevabını öğreniriz.  Yani, insanlık olarak biz, evrim sürecinde gelmiş geçmiş en zeki tür müyüz, yoksa en ahmak tür mü? İşte bunu öğreneceğiz. Kendimizi silip süpürecek miyiz yeryüzünden, yoksa süpürmeyecek miyiz? Kopenhag’daki toplantıda kendimizi imha edecek değiliz tabii de, kendimizi kurtarma kapasitesine sahip miyiz, değil miyiz onu göreceğiz. Orada devlet başkanları, başbakanlar filan bir araya gelip, bilimin hayatta kalmamız için zorunlu olduğunu söylediği maksimum hedefler doğrultusunda önlemleri içeren bir anlaşma yapacaklar mı, bunu hep birlikte göreceğiz.</p>
<p><strong>ÖM: </strong>Evet tam iki ay var. Bir anlaşma yapılacaktır herhalde, ama orada, kontrolden çıkmış bir iklim değişikliğini önleme doğrultusunda bir çözüme ulaşılabileceği konusunda ümitli misiniz?</p>
<p><strong>FA: </strong>Şimdi, biz herhangi bir işaret, yeni bir bilgi falan bekliyor değiliz. Beklediğimiz ya da öğrenmek istediğimiz tek şey, siyasetin sorunu çözme kapasitesine sahip olup olmadığı. Dolayısıyla sorun bizimle ilgili. Ve politika dediğim zaman, anlaşmayı yapmak için ihtiyaç duyduğumuz politikacıları kastediyorum açıkçası.  Ama, aynı zamanda, bu gezegenin üzerinde bulunan herkesin, bu gezegenin yaşanır bir yer olmasına güvenen herkesin buradan bir beklentisi, burada oynayacağı bir rolü var. Yani, herkes, hangi ülkede yaşıyorsa o ülkedeki politikacıları sıkıştırmak, onlara alttan baskı yapmak, Kopenhag’da varacakları anlaşmanın bilimin gerekli gördüğü şartlara uyacak kadar güçlü bir anlaşma olmasını sağlamak için bastırmak durumunda. Şunu da ekleyeyim ki, bizim kuşağın, özünde, daha önceki kuşaklardan daha aptal ya da daha işe yaramaz olduğunu gösteren hiçbir şey yok ortada. Bizden önceki kuşakların, kendi dönemlerinin büyük sorunlarını çözmekte, mesela apartheid’ı, yani ırk ayrımcılığı rejimini sona erdirmek ya da köleliği bitirmek gibi meseleleri çözmekte başarılı olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla, bizim kuşağın ne yapması gerektiği konusunda en ufak bir şüpheye düşeceğimiz bir durum yok. Çünkü, bizden önce gelen kuşakların herhangi biri bu konu hakkında hiçbir şey bilmiyordu. Bizden sonra gelecek kuşakların bir şey yapabilmeleri içinse çok geç olacak. Velhasıl, bu iş gelip bizim üstümüze kalıyor, bizim omuzlarımıza yükleniyor. O zaman da geriye tek bir mesele kalıyor: Buna bir omuz verecek miyiz, yoksa vermeyecek miyiz? Hepsi bundan ibaret.</p>
<p><strong>ÖM: </strong>Peki omuz veriyor muyuz dersiniz?</p>
<p>FA: Omuz veriyor muyuz? Hmmm. Yani şöyle. Biz bu mesele, yani küresel ısınma hakkında 20 yıldır bilgi sahibiyiz. Bugüne kadar da hiçbir şey yapmadık, tamamen çuvalladık, burası doğru. Politikacılar da çuvalladı; medya da bu mesajı, yani sorunun ne kadar âcil olduğunu kitlelere iletmekte tamamen başarısız oldu. Eh, vatandaşlar da doğru anlaşmayı talep etme konusunda başarısız kaldı. Şu anda herkes, toplumun her kesimi başarısız kalmış görünüyor. Ne var ki, zaman bitiyor. Artık sonuna geldik. Zamanı geriye çeviremeyiz! Demin konuştuğumuz gibi, 60 gün bir şey kaldı şurda. Aptal olmadığımızı ispat etmek için.</p>
<p><strong>ÖM: </strong>Kopenhag’da olacak mısınız?</p>
<p><strong>FA:</strong> Ben mi? Elbette. Elbette orada olacağım.</p>
<p><strong>ÖM:</strong> Evet, biz de orada olmaya çalışacağız. Şimdi başta sorduğumuz soruya dönersek; Chomsky, o kitabında “zekâ” derken, “medeniyet kurmaya yetecek bir zekâ”dan bahsediyordu. Medeniyet deyince de, dünyanın önde gelen iklim bilimcilerinden Dr. James Hansen’ın bir sözü geliyor aklımıza: Meslektaşlarıyla birlikte yakın zaman önce yazdığı bir bilimsel makalede, “Atmosferde 350 ppm seviyesinde karbondioksit salımı seviyesine dönmeyi başaramazsak, üzerinde medeniyetin geliştiği ve hayatın yeşerip adapte olduğu bir gezegene benzer bir gezegenimiz olamaz artık!” diyordu. Siz, bu 350 ppm seviyesine geri dönüp medeniyeti kurtarma çabasında başarılı olacağımız kanısında mısınız?</p>
<p><strong>FA: </strong>(Gülerek) Vallahi birkaç ay önce yeni bir araştırmanın verileri yayımlandı. Aslında bu konuda benim ne düşündüğüm hiç önemli değil, çünkü ben bir iklimbilimci değilim. Ama bu geniş çaplı araştırmada iklimbilimcilere, yani hakemli yayın organlarında yayın yapan saygın bilimcilere aynı soruyu, esasen sizin demin bana sorduğunuz soruyu yöneltmişlerdi. Bu bilimcilerden 10’da 9’u “Evet, bilimsel açıdan daha hâlâ vakit var,” diye cevap verdiler.  Ama, politik açıdan bakıldığında durum farklı, bu bilim insanları politikacıların yeterince hızlı hareket ettiklerini düşünmüyor! Dolayısıyla, bizim asıl kulak vermemiz gereken insanlar, bu bilim insanları işte&#8230;</p>
<p><strong>ÖM: </strong>Franny, size son olarak şunu söyleyeyim, soru niyetine: Çapa’da, Tıp Fakültesi’ndeki öğrencilerimi, gelecek hafta sinemaya götürüyorum. Aptallık Çağı filminizi seyredeceğiz birlikte.</p>
<p><strong>FA:</strong> Harika!</p>
<p>ÖM: Zorunlu okuma gibi, bu da zorunlu “seyretme” oluyor. Sınav yapmayacağım, ama filmi izlemek zorunlu.</p>
<p><strong>FA:</strong> Eğer çocukların izlenimlerini bana da aktarırsanız, çok sevinirim.</p>
<p><strong>ÖM:</strong> Elbette, size yazarız. Franny Armstrong, konuğumuz olduğunuz için çok teşekkür ederiz.</p>
<p><strong>FA:</strong> Beni konuk ettiğiniz için ben de size teşekkür ederim.</p>
<p><strong>16 Ekim 2009 tarihinde Açık Radyo&#8217;da Açık Gazete programında yayınlanmıştır.</strong></p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cevrebilinci.com/aptallik-cagi-age-of-stupid/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Aktivist Bill McKibben Açık Radyo&#8217;da söyleşiye katıldı</title>
		<link>http://www.cevrebilinci.com/aktivist-bill-mckibben-acik-radyoda-soylesiye-katildi/</link>
		<comments>http://www.cevrebilinci.com/aktivist-bill-mckibben-acik-radyoda-soylesiye-katildi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Oct 2009 00:13:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>recep</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[KÜRESEL ISINMA]]></category>

		<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>

		<category><![CDATA[ÇEVRE]]></category>

		<category><![CDATA[350.org]]></category>

		<category><![CDATA[Açık Radyo]]></category>

		<category><![CDATA[Aktivist]]></category>

		<category><![CDATA[Bill McKibben]]></category>

		<category><![CDATA[Çevreci]]></category>

		<category><![CDATA[Fosil Yakıtlar]]></category>

		<category><![CDATA[Gökşen Şahin]]></category>

		<category><![CDATA[Kopenhag İklim Zirvesi]]></category>

		<category><![CDATA[Ömer Madra]]></category>

		<category><![CDATA[Ümit Şahin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cevrebilinci.com/?p=216</guid>
		<description><![CDATA[Bill McKibben günümüzde çok önemli bir yere sahip olan çevreci bir aktivist ve Açık Radyo&#8216;da katıldığı söyleşide çok önemli sorulara cevaplar veriyor ve bizlere çok değerli bilgiler sunuyor. &#8220;Küresel ısınmaya dur demek için bir gün ayırın!&#8220; adlı bir yazı yayınlamıştık daha önce orada adı geçen 350.org ve ve amacı için büyük çaba sarfediyor. Söyleşide Ömer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="Bill McKibben" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Bill_McKibben" target="_blank"><strong>Bill McKibben</strong></a> günümüzde çok önemli bir yere sahip olan çevreci bir aktivist ve <a title="Açık Radyo Bill McKibben Röportajı" href="http://www.acikradyo.com.tr/default.aspx?_mv=a&amp;aid=24740&amp;cas=924" target="_blank"><strong>Açık Radyo</strong></a>&#8216;da katıldığı söyleşide çok önemli sorulara cevaplar veriyor ve bizlere çok değerli bilgiler sunuyor. <strong>&#8220;<a title="Küresel ısınmaya dur demek için bir gün ayırın!" href="http://www.cevrebilinci.com/kuresel-isinmaya-dur-demek-icin-bir-gun-ayirin/" target="_self">Küresel ısınmaya dur demek için bir gün ayırın!</a>&#8220;</strong> adlı bir yazı yayınlamıştık daha önce orada adı geçen <strong>350.org</strong> ve ve amacı için büyük çaba sarfediyor. Söyleşide <strong>Ömer Madra</strong>, <strong>Ümit Şahin</strong> ve <strong>Gökşen Şahin</strong>&#8216;de soru ve görüşleriyle yer alıyorlar. 1 Temmuz 2009 tarihinde Açık Radyo’da yayınlanan bu söyleşinin üzerinde durduğu tarih olan 24 Ekim geçti bakalım hareketin etkileri ne olacak. Bizlerde üzerimize düşenleri mutlaka yapmalıyız!</p>
<p><span id="more-216"></span></p>
<p><div id="attachment_217" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px"><a href="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/350epostcard.jpg"><img class="size-full wp-image-217" title="350epostcard" src="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/350epostcard.jpg" alt="350 Hareketi" width="500" height="299" /></a><p class="wp-caption-text">350 Hareketi ve Küresel İklim Değişikliği Günü - Durma Harekete Sende Katıl!</p></div></p>
<p>Şimdi sizleri söyleşinin yazıya dökülmüş halini okumaya ve harekete geçmeye davet ediyorum.</p>
<blockquote><p><strong>Ömer Madra</strong>: Dünyada iklim değişikliği ile ilgili mücadele veren en önemli aktivistlerden biri, gazeteci, yazar ve akademisyen Bill McKibben Açık Gazete’de konuğumuz. Kendisi 350.org adında dünya çapında faaliyet gösteren bir STK’nın kurucuları arasında yer alıyor ve bütün dünyada, Türkiye de dahil olmak üzere atölye çalışmaları yapıyor.</p>
<p>Kopenhag zirvesine ve ne kadar az vaktimiz kaldığını dünyaya anlatmak üzere binbir türlü yaratıcı eylem yapıyorlar; dünyanın her tarafında yerel gruplar, ister dans yoluyla, ister resim yaparak, ister denizlerin dibine dalan dalgıçlar aracılığıyla eylemler düzenliyorlar. Türkiye’de de bu nedenle bulunuyor; bir çok radyo ve televizyonda mülakatlara katılacak, ilk olarak bizimle beraber ve bundan mutluluk duyuyoruz. Ümit Şahin ve Gökşen Şahin de buradalar; her ikisi de Açık Radyo dinleyicilerinin yakından tanıdığı, çevre ve iklim değişikliği konusunu uzun süredir beri takip eden programcılarımız.</p>
<p><strong>Bill McKibben</strong>: Kitabımın yayınlanmasının 20. yılı bu sene</p>
<p><strong>ÖM</strong>: Uzunca bir süredir sizi takip etmeye çalışıyorum.</p>
<p><strong>BMK</strong>: Ben de fazla uzun bir zamandır bu işle uğraşıyorum.</p>
<p><strong>ÖM</strong>: The End of Nature (Doğanın Sonu) adını taşıyan kitabınız, küresel iklim değişikliği meselesini, bilim dünyası dışında herkesin de anlayabileceği bir dille ortaya koyan çok önemli bulduğumuz bir kitaptı. Bana da bunu, bugünlerde Milliyet gazetesinde bir küresel ısınma dizisi başlatan arkadaşımız Metin Münir vermişti. Orhan Pamuk’un ünlü cümlesinde olduğu gibi, “Bir kitap okudum, hayatım değişti.”</p>
<p><strong>BMK</strong>: Özür dilerim bu verdiğim rahatsızlıktan.</p>
<p><strong>ÖM</strong>: Neden burada olduğunuzu sorarak başlayayım.</p>
<p><strong>BMK</strong>: Burada olma nedenim, bir süredir dünyayı dolaşıyor olma sebebimle aynı; 350.org kampanyasının ve sitesinin tanıtımı için. 350 nedir? 350 şu anda dünyanın en önemli rakamı, fakat bunun böyle olduğunu 18 ay önce biz de bilmiyorduk. Kuzey Kutbundaki yaz buzulları 2007 yılının yaz ayında erimeye başlayınca fark ettik ki, -bilim insanları da bunları söylediler- atmosferde 350 ppm üzerindeki karbondioksit miktarı kabul edilemez. Oysa şu anda atmosferdeki karbondioksit miktarı 390 ppm. Bizim geri dönmemiz, düşürmemiz gereken rakam ise 350. Bu rakam giderek arttığı için Kuzey Kutbu’ndaki buzullar eriyor ya da Avustralya’da inanılmaz yangınlar ve kuraklık ortaya çıkıyor. Mesela doktora gidiyorsunuz, doktor kolesterolünüzün yüksek olduğunu ve bu şekilde giderseniz kalp krizi geçireceğinizi söylüyor. O zaman ne yapacaksınız? Kolesterolü düşüreceksiniz.</p>
<p><strong>ÖM</strong>: 350 ppm, yani milyonda 350 parçacık. Sera gazı moleküllerinin atmosferdeki en fazla olabileceği miktar.</p>
<p><strong>Ümit Şahin</strong>: Dinleyicilerimize bir ufak hatırlatma yapalım, bunun normali 280 ppm’di yüz yıl önce.</p>
<p><strong>Gökşen Şahin</strong>: Sanayi çağı başlamadan önce.</p>
<p><strong>ÜŞ</strong>: Şu anda ise 390, son 600 bin yılda bunu geçmemiş hiçbir zaman dünyada.</p>
<p><strong>ÖM</strong>: 350 en son ne zamandı?</p>
<p><strong>BMK</strong>: 1990’lar civarında en son 350 idi, ama 350’nin bizim için farklı bir anlamı var. Şu anda hızlı gidiyoruz ve çok ileri gitmiş durumdayız. Geriye doğru dönmemiz ve 350 seviyelerine ulaşmamız lazım. Bunun için harekete geçmeye başladık. Hükümetlere ve görüşmelere baktığımızda, bu görüşmeler çok yavaş gidiyor, biraz ağırdan alıyorlar, bu yüzden bizim onları hızlandırmamız gerekiyor. Bunun için çeşitli eylemler ortaya koymayı planlıyoruz 24 Ekim’de. 24 Ekim’de dünyanın her tarafında milyonlarca insanın katılacağı eylemlerin olmasını bekliyoruz; mesela, Himalayalar’a tırmanıp Himalayalar’ın tepesine 350 yazacak insanlar, ya da Avustralya’daki mercan kayalıklarına 350 kişinin dalıp oradaki mercan kayalıklarının ölüyor olmasına dikkat çekecekler ya da sokakta 24 Ekim’de yapılacak yürüyüşlere milyonlarca insan katılacak. Bu 350 sayısını artık çoktan unutup başka pazarlıklara yönelmiş olanlara bu rakamı hatırlatıp onu insanların beynine sokmayı, daha doğrusu hayal gücüne yerleştirmeyi planlıyoruz.</p>
<p><strong>ÖM</strong>: Birinci hedefiniz Kopenhag mı? Yani 24 Ekim’de yapılacak, milyonca kişinin katılacağı eylemler de aslında nihai hedef olarak, Kopenhag’ı öngörüyor sanırım, Kopenhag için bir bilinç duyarlılığı yükseltmeyi hedefliyor diye düşünüyorum.</p>
<p><strong>BMK</strong>: Evet Kopenhag dünya tarihinin en önemli toplantısı olacak, hatta Yalta’daki ve Versay’daki toplantılardan, zirvelerden daha önemli. Herşey ona yönelik. Örneğin geçtiğimiz ay Beyaz Saray’daydım. Obama’nın iklim politikasını belirleyen bürokratlarla görüştüm. Bürokratlar bana bir tek şey söyledi; “Bizim bunu yapmamızı sağlayın. Yani tabandan öyle bir hareket oluşturun ki, bizi bunu yapmaya itin. Bize siz yaptırın, çünkü kömür endüstrisi çok güçlü, petrol endüstrisi çok güçlü; örneğin Exxon Mobile bugüne kadarki para tarihinde, yani kapitalist tarihte yapılmış en yüksek kârı geçen yıl elde etti ve Obama bununla tek başına mücadele edemez, ancak dünya çapında, yani küresel bir şekilde insanlar sokağa çıkıp kendi taleplerini gösterdikleri zaman böyle bir değişim olabilir.”</p>
<p><strong>ÖM</strong>: Zaman zaman bugünküyle de parallellik kurulan ekonomik 29 buhranından sonra, yeni ekonomik düzene geçilmesi, reformlar yapılması için halkla konuşmakta olan Roosevelt’in söylediği ile aynı şey aslında.</p>
<p><strong>ÜŞ</strong>: Sosyal güvenlik sistemi isteyenlere “bunu bana siz yaptırın” demesi.</p>
<p><strong>GŞ</strong>: Bonn toplantılarına katıldınız mı, toplantıları nasıl buldunuz?</p>
<p><strong>BMK</strong>: Bonn toplantılarını kısaca bir cümle ile özetlemek gerekirse; umutluyum. Aralık ayında Kopenhag’da yapılacak olan BM’nin iklim müzakerelerine hazırlık toplantısıydı. Yanılmıyorsam 2 hafta kadar önce gerçekleşti bu toplantı. STK gittikçe 350 hedefini benimsemeye başladı ve gittikçe bu görüşmeler nezdinde harekete geçmeye başladı. Toplantının kendisi aslında sıkıcı ve bürokratik, vasat geçiyor, ama onun altında ve çevresindeki gençlerin hareketi ve bilinci çok önemli. Aynı zamanda, küçük ada ülkeleri ve az gelişmiş ülkeler gibi Afrika ülkeleri de gittikçe bu 350 hedefini benimsemeye başladılar. BM kurulduğundan bu yana, 50 yılını bir tek şey yaparak geçirdi; gittikçe BM ismi altında bayrak toplayıp, bu bayrakları BM’nin bahçesine çekerek geçirdi. Eğer harekete geçmezsek, önümüzdeki 50 yılı bu bayrakları teker teker indirerek geçirecekler. Bunun sebebi, ada ülkeleri ya da az gelişmiş gibi ülkelerin gittikçe kaynak yokluğundan ya da sular altında kalarak yok olması. En az gelişmiş ülkelerin tepki vermeye başlaması küresel sosyal adaletle de ilgili. Az gelişmiş ülkeler gittikçe daha çok etkilenmeye başladılar ve bunlar bu krizde en az payı olan ülkeler aynı zamanda. Dolayısıyla, bu aynı zamanda bir adalet sorunu.</p>
<p><strong>ÖM</strong>: Adaların su altında kalmasının yanısıra Darfur örneğindeki gibi büyük savaşların da başlayabileceğini söyleyebiliriz.</p>
<p><strong>BMK</strong>: Evet. Kaynaklar, özellikle su kaynağı, iklim değişikliğine bağlı olarak gittikçe azalıyor ya da kirleniyor. Dolayısıyla sadece adaların su altında kalması değil aynı zamanda su kaynaklarının da azalmasına bağlı olarak normal hayatına devam etmeye çalışan insanların gittikçe savaşlara girmesi de söz konusu olacak. Bu da bayrakların inmesine neden olabilir.</p>
<p><strong>ÖM</strong>: Özellikle gençlerle çalışıyorsunuz, yarı yaşınızda insanlarla&#8230; Bu size bir ümit veriyor galiba? Yazılarınızdan öyle anlıyoruz.</p>
<p><strong>BMK</strong>: Kesinlikle. Çünkü genç insanlar iyimserler ve büyük bir değişiklik peşinde koşuyorlar, durumun ve feci şeylerin de farkındalar. Ama tabii çok da daralan bir zaman olduğunu unutmamalıyız, dünyanın çok az zamanı kaldığını, artık bilim insanları bir hayli net olarak ortaya koymuş durumdalar. Bu 350 rakamı önemli. 350 yazıldığı zaman bütün dünyada bütün dil sınırlarını, yazı sınırlarını da kolaylıkla aşabiliyoruz. Çünkü her dilde, dünyanın her yerinde aynı anlama geliyor 350 rakamı, bu yüzden görsel olarak da anlamlı. Ve somut bir hedef de veriyor.</p>
<p><strong>ÖM</strong>: Kolunuzdaki yeşil bileklikler dikkatimi çekti. Bunları Çinli öğrencilerin kendisine verdiğini söyledi. “Uzun yeşil yürüyüş” anlamında. Bu Çin’in tarihi ile ilgili olanlar için çok anlamlı tabii. Mao’nun ünlü uzun yürüyüşünü de hatırlatıyor tabii.</p>
<p><strong>GŞ</strong>: Tek farkı yeşil olması herhalde?</p>
<p><strong>ÜŞ</strong>: O hâlâ sürüyor anladığım kadarıyla?</p>
<p><strong>ÖM</strong>: Ünlü çevreci ve aktivist Paul Hawken, Portland Üniversitesi’nde 2009 mezunlarına yaptığı konuşmada; “Bana iyimser misin, kötümser misin diye sorduklarında bilimsel rakamları okuduğumda karamsar olmamak, rakamdan, hiç bir şeyden anlamamak demektir, ama öte yandan da dünyanın her tarafındaki hareketlere bakıldığında iyimser olmamanın da imkânı yok. Heryerde sıradan insanlar, kudret, kuvvet sahiplerine karşı ve inanılmaz aleyhte şartlara rağmen, bu dünyaya adalet ve güzellik katmak için uğraşıyorlar. Bu da müthiş umut verici bir şey.” demiş. Buna katılıyor musunuz diye sormuştum. Onun üzerine anlatmıştı kendisi bu Çin’de, Yeni Zelanda’da, Maorilerin eylemlerini, ya da Hindistan’da, Londra’daki eylemleri. Bunun sınırları aşan bir eylem haline gelmesinden özellikle bahsetti. Bütün bunlar, bu işin tek bir toplantı ile değil, ancak büyük bir görüşmeyle, insanlık tarihinde görülen belki de en büyük görüşmelerle halledilebilecek bir sorunun varlığını ortaya koyacak herhalde. 24 Ekim tarihi oldukça önemli görünüyor.</p>
<p><strong>ÜŞ</strong>: Türkiye’de de eylemler yapılacak.</p>
<p><strong>ÖM</strong>: Neler yapılacağını da birazdan konuşacağız. Bill McKibben’in yazdığı Doğanın Sonu adlı kitap bu konuda sıradan insanlar için, yani bilimsel çevreler için olmayan tek kitaptı. Fakat şimdi bu tür kitapların sayıları giderek artıyor. McKibben uzun süredir aktivist olarak bütün dünyayı dolaşıyor. Özellikle son röportajından da anladığım üzere bu yıl evine 4 gün gidebilmiş.</p>
<p>Önemli bir bilim insanı olan David Archer, Uzun Erime diye çevirebileceğimiz kitabında iklimdeki değişikliğinin etkilerinin önümüzdeki yüzbinlerce yıl sürebileceğini okudum, “Burada herşey mümkün, sonuç bizim seçimimize bağlı. İklim değişikliği öyle bir küresel mesele ki, bütün dünyayı kapsıyor ve bir rampa çıkar gibi yavaş yavaş yükseliyor ve çok çok uzun zaman sürüyor. Buna bir çözüm getirmek için yapılacak görüşmeler de insanlık tarihinde sanırım şimdiye kadar girişilmiş, yapılmış, eşi benzeri görülmemiş bir işbirliği gerektiriyor” diyor. Buna katılıyor musunuz?</p>
<p><strong>BMK</strong>: Katılıyorum. Şu anda belki de şartları değiştiren en önemli şey Barack Obama’nın ABD Başkanı olarak seçilmiş olması. Bu tabii ki sorunu çözecek olan bir şey değildir, aslında Obama da kurtarıcı değil, ama bilindiği gibi son 8 senedir bu konuyla ilgili herşey Washington’da bloke ediliyordu, engelleniyordu.</p>
<p><strong>ÖM</strong>: Evet 10 yıl kaybettirdi Bush yönetimi.</p>
<p><strong>BMK</strong>: Hiç olmazsa Obama’nın seçilmesi bu durumu bir nebze değiştirip, ABD’nin dünyanın geri kalanına katılması, yani tartışmalara katılması anlamına gelecektir. Bu da sadece bir açılımdan ibarettir, ama bir şeyi başarabilmenin yolu, küresel bir işbirliğinin sağlanmasıdır. Bunun için de bizim de liderlerimizi bu küresel işbirliğini sağlamak için zorlamamız, baskı yapmamız gerekiyor.</p>
<p>24 Ekim’deki eylem, dünyada aynı anda bu kadar çok ülkede yapılmış en büyük eylem olacak. Belki Kuzey Kore katılmayacaktır, ama onun dışında bütün ülkelerden katılım olacak, bu da liderleri harekete geçirmenin bir yolu olacak. Obama konusunda bütün dünyanın kafasında, kimi haklı kimi haksız umutlar belirdiğini görüyoruz. En çok tartışılan konulardan biri ABD’nin yeni başkanlığının getirdikleri. Fazla umuda kapılmayalım, ama dünyanın önü açılıyor.</p>
<p><strong>GŞ</strong>: Türkiye’de ne zaman iklim krizi tartışılmaya başlasa, bizim önümüze gelen bir başka konu daha var; ekonomik kriz. Ekonomik kriz olduğu için iklim krizine yatırım yapılamayacağı söyleniyor. Bunların ikisinin arasındaki bağlantı hakkında ne söyleyebilirsiniz?<br />
<strong><br />
BMK</strong>: Bu konunun gündeme gelmesine çok sevindim, çünkü bu sadece Türkiye’de süregiden bir tartışma değil, dünyanın tamamında süregiden bir tartışma. O zaman, fizik, kimya gibi çeşitli bilim dalları ekonomik kriz bitene kadar dursunlar ve çalışmasınlar, ama öyle olmuyor, fizik ve kimya doğanın kanunlarını açıklamaya devam ediyor, ama ekonomik kriz de bir yandan devam ediyor.</p>
<p>Bununla ilgili yapılabilecek tek şey alternatif enerjilere bir an önce geçmemiz, çünkü alternatif enerjilere geçiş aynı zamanda ekonomik krize de bir çözüm olacak, çünkü yeni iş alanları sağlayacak. Örneğin Türkiye yeni yeni rüzgâr türbinlerine geçmeye başlıyor, ama daha hızlı geçtiğinde iş imkânları artacak. Ayrıca, çok eski sistemleri kullanıyoruz, kömür, petrol gibi&#8230; 250 yıldır fosil yakıt yakıyoruz, eğer biz kömürden vazgeçip yeni alternatif enerjilere, rüzgâr ve güneş santrallerine dönersek, insanların elektrik faturaları da rahatlayacaktır. Dolayısıyla insanlar o parayla farklı harcamalara yönelebilecekler, bu da aslında ekonomik krizden çıkışın bir başka yolu olabilecektir.</p>
<p><strong>ÖM</strong>: Medyanın bu konudaki haberlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>
<p><strong>BMK</strong>: ABD’de durum çok kötü, özellikle son 20 yıl boyunca medya,  bütün haberlerde, özellikle bilim insanlarının büyük çoğunluğunun söylediğinin tam tersini söyleyen bir kişi daha arayıp bulmaya çalıştılar, “bakın sigara kanser yapmıyormuş” der gibi&#8230; Halbuki şu anda durum çok korkutucu, gezegene uzaydan baktığınızda bile 2 sene öncesinden farklı görünüyor. Özellikle Kuzey Kutbu’ndaki buzullar azaldı, bu uzaydan da görülebilecek bir halde geldi, okyanusun asiditesi değişti, seller oluyor her tarafta. Gazeteciler de aslında bunları görmeye başladı, bunların haber değerini görmeye başladı.</p>
<p><strong>ÖM</strong>: Hâlâ medyadan umudunuzu kesmediniz mi?</p>
<p><strong>GŞ</strong>: Daha önce medyanın da “liderler” dediğimiz politikacılar gibi davrandığını söylüyordunuz. Yani genelde toplum ne düşünüyorsa onu yazdığını&#8230;</p>
<p><strong>ÜŞ</strong>: Yani öncülük değil de takip&#8230;</p>
<p><strong>GŞ</strong>: Dolayısıyla toplum sokağa çıkıp “bunu istiyoruz” dediğinde bu “lider”lerin de ona uymak zorunda olduğundan söz etmiştiniz. Yani medya da buna uymak zorunda. Eğer milyonlarca insan sokağa çıkıp ‘350’ diyorsa, medya bunu görmezden gelemeyecektir ve buna yer vermek zorunda kalacaktır. Bunun tek yolu sokakta milyonlarca insanın ‘350’ demesini sağlayacak hareketi organize etmektir.</p>
<p><strong>ÜŞ</strong>: Yani medyaya kızmaya gerek öyle mi?</p>
<p><strong>BMK</strong>: Ben bu konuda kimseye kızmıyorum, medyaya da politikacılara da kızamıyorum, çünkü onlara kızmak, “Boğaz’ın suyu neden bu tarafa akıyor da diğer tarafa akmıyor?” demek gibi bir şey olacaktır. Ben kendimi, onların fikirlerini değiştirecek taban hareketini oluşturacak olan kişilerden bir tanesi olarak tanımlıyorum. Eğer bunu oluşturabilirsek, bu hareketi oluşturabilirsek hep beraber, ancak o zaman onların fikirlerinin de değişmesini sağlayabiliriz.</p>
<p><strong>ÜŞ</strong>: Son yazılarınızdan birinin başlığı; “Obama iklimi değiştirebilir mi?” Bizim yaptığımız baskı olmadan bir şey değiştirme şansı var mı Obama’nın? En çok sorulan sorulardan birisi bu, müthiş bir güvensizlik var haklı olarak.<br />
<strong><br />
BMK</strong>: Şimdiden bir şeyleri değiştirdi aslında, ama gerçekten Amerika’da bir şeyler yapma ihtimali son derece az, çünkü dünyanın fosil yakıta en fazla bağımlı ülkesi Amerika. İşte bu bağımlılığı sürdürebilmek için yaşanıyor Irak’ta olanlar. O yüzden çok zor. Obama üzerine baskı yapılması önemli, ama sadece ABD içinden baskı yapılması değil, dünyadan da baskı gelmesi çok önemli. Örneğin Türkiye’den gelen bir baskı Beyaz Saray’da duyulacaktır; çünkü Türkiye’yi önemli bir müttefik olarak görülüyor. Türkiye’den iklim değişikliğine karşı mücadele için bir baskı gelirse bu ses duyulacaktır. En önemli ülkeler Amerika ve Çin bu anlamda.</p>
<p><strong>ÖM</strong>: Siz daha önce Çin’e gittiniz, iklim değişikliği ve ekonomiyi de içeren de önemli bir kitabınız var, “Çin’i değiştirmeden yapamayız bu işi” diyorsunuz.</p>
<p><strong>BMK</strong>: Çin’de gördüğüm durum şuydu; Çin uluslararası bir antlaşmaya ve bunun altına imza atmaya hazır, ancak bu uluslararası antlaşmanın gerçekleşebilmesine bir tek koşul öngörüyorlar, zengin ve gelişmiş ülkelerin teknoloji transferi yapmasını istiyorlar. Çünkü onlar bunu gerçekleştirecek ekonomik yapıya sahip değiller şu anda. Çin’de olup bitenin herkes farkında, Himalayalar’daki buzulların erimesinin nasıl nehirlerin debilerini azalttığı, nasıl deltaların sular altında kalmaya başladığının herkes farkında.</p>
<p><strong>ÖM</strong>: Bir sürü şehirde nefes alamıyorlar, kuraklıktan, toz ve dumandan. Yani tam bir pazarlık aslında ve bunda da gelişmiş ülkelerin muhakkak surette onlara teknolojik olarak yardımcı olmaları gerekiyor. Yoksa imkânsız.</p>
<p><strong>GŞ</strong>: Kopenhag’da ne yapılmalı?</p>
<p><strong>BMK</strong>: Bu sorunun esas cevabı aslında Kopenhag’dan önce ne yapılmalı sorusunun da cevabı. Eğer biz 24 Ekim’de güçlü bir şekilde sokağa çıkmayı başarabilirsek, tepkimizi güçlü bir şekilde göstermeyi başarabilirsek, Kopenhag’a içimiz rahat gidebiliriz; çünkü bu Kopenhag’da birşeyler yapılabileceğinin, Kopenhag’dan bir anlaşma çıkabileceğinin işareti olacaktır. Eğer 24 Ekim’de birşey yapamazsak, Kopenhag büyük ihtimalle bugüne kadar olduğu gibi, sadece bir görüşmeler ve müzakereler toplantısı olup arkasından da dağılacaktır. Bu yüzden biz 24 Ekim’i mümkün olduğu kadar güçlü bir şekilde dünyanın her tarafından gerçekleştirmeliyiz ki Kopenhag’a gittiğimizde elimizde bir anlaşmamız olsun, yoksa bu birşeylerin sonu olacaktır.<br />
<strong><br />
GŞ</strong>: Dünyanın sonundan mı bahsediyorsunuz?</p>
<p><strong>BMK</strong>: Bu yaşta böyle şeyler söyleyemezsiniz.</p>
<p><strong>ÜŞ</strong>: Ben son kitabınız Deep Economy ile ilgili bir iki şey sormak istiyorum. Özellikle yerelleşmeden söz ediyorsunuz. Bundan ne kastediyorsunuz?</p>
<p><strong>BMK</strong>: Özellikle son yılları belirleyen ucuz petrol iki şeyi tahrip ediyor, bunlardan bir tanesi elbette iklim  ve doğa, ama aynı zamanda toplumu tahrip ediyor, toplum dokusunu bozuyor. Bundan 50 yıl önce Amerikalıların ideal yaşam biçimi, birbirinden uzak, birbirinden kopuk büyük evlerde yaşamaktı, ama bunun sonucu pek iyi olmadı. Amerikalılar 50 yıl öncesinden daha mutsuzlar yapılan araştırmalara göre. Bu da çok somut bir şey, ekonomide ölçülebilir bir şey. Richard Layard’ın kitabına atıf vardı orada, Mutsuzluk ekonomik olarak ölçülebilir bir şeydir. Amerikalılar ve dünyanın bir kısmı daha mutsuz. O yüzden yeniden düzenlemeliyiz ekonomiyi, ama sadece çevresel nedenlerle değil, aynı zamanda sosyal nedenlerle de. Bir de bu toplum biçimi, yaşam biçimi dünyanın diğer ülkeleri tarafından da kopya edilmeye başlandı; aynı şekilde büyük evler, otomobile dayalı ulaşım vs.</p>
<p>Biz eğer iyi bir anlaşma yaparsak Kopenhag’da bu petrolün fiyatını da yükseltecektir. Bu da aslında yerel gıdalara dönüşü getirir. Uzaktan gelen gıdanın fiyatı artacağı için yerel olarak üretilen gıdalara olan talebi arttıracak ve böyle bir ekonomiyi yaratacaktır.</p>
<p><strong>ÜŞ</strong>: Sonuçta yerelleşme bir niyet olmaktan çok bir sonuç mu olacak?</p>
<p><strong>BMK</strong>: Aslında ikisi birden. Örneğin güneş ve rüzgâr enerjilerine geçiş aslında enerjiyi de yerelleştiriyor, daha uzun mesafelerden enerjiyi taşımaktansa bunu da yerelleştiriyor. Bir de tabii “community” açısından faydası çok, komşuluk ve cemaat ilişkileri açısından. Amerika’da şu anda yerel gıda üretimi büyük bir hızla artıyor. Tabii Wallmart kadar büyümedi henüz, ama bu tür yerel dükkânlar, pazarlar artıyor. Yerel üretime bağlı olarak gittikçe yerel gıda pazarları da büyüdü. Bu aslında bir eğilimin sonucu. Artık yeni iletişim şekilleri kurulmaya başlandı. Örneğin Amerika’da bugüne kadar insanlar hep birbirlerinden uzakta, birbirlerinden farklı yerlerde yaşıyorlardı, ama artık bu gıda pazarlarına olan eğilimle birlikte bu değişiyor. İnsanlar bir gıda pazarında bir süpermarkettekinden 10 kat daha fazla sosyalleşme ve iletişim kurma olanağı buluyorlar. Konuşma ve sohbet imkanı, komşuluk ilişkileri tıpkı bu radyo istasyonunun insanları biraraya getirip bir community oluşturması, bir topluluk oluşturması gibi. İnternetin de farklı bir anlamda, yeni bir yolla bunu yaptığını söyleyebiliriz. İnsanların gittikçe birlikte davranmaya olan eğilimi ve çıkacak bir anlaşmanın sonucu olarak yerelleşme gündeme gelecektir.</p>
<p>Tabii bütün bunları yapacak zamanımız var mı o ayrı bir soru. Küresel ısınma hepsini silip süpürebilir bu gelişmelerin, bu da en ciddi, acil meselemizdir. Gezdiğim her yerde Amerikan modelinin örnek alındığını görüyorum. Örneğin Çin’e gittiğimde belediye başkanlarıyla görüşme imkânı buldum ve onlara şunu söyledim: “Amerikan modelinin ne kadar zarar verici olduğunu yaşayıp görmüş olsaydınız, bu modeli örnek almazdınız. İnsanların birbirinden uzakta yaşadığı bir Houston ya da bir Los Angeles yerine, dünyanın daha eğlenceli olan şehirlerine bakın. Mesela Kopenhag ya da Stockholm’e bakın, bu şehirlerde ulaşım bisikletle ve birbirlerine yakın yerlerde yaşıyorlar.” O yüzden bunları model almalarını onlara önerdim Amerikan modelini almaktansa. Çünkü Amerikan modeli sadece çevresel olarak çok zarar verici olmasının yanısıra sosyal olarak da insanlara acı verici bir model.</p>
<p><strong>ÖM</strong>: İsveç’in AB dönem başkanlığı yeni başladı ve İsveç Başbakanı demiş ki, “Bir numaralı sorunumuz küresel iklim değişikliğidir, bu kriz şartlarında da zor olduğunu biliyorum, ama fark etmez, bunu halledemezsek zaten hiçbir şeyden bahsedemeyeceğiz” diye ilginç bir konuşma yapmış ve aynı zamanda “İsveç bir model olabilmelidir” diyor. İsveç karbon vergisinin uygulandığı bir yer. Stockholm arabası daha az olan, daha az kirlenmiş bir şehir. Oradan da giderek bu vergi meselelerini konuşalım. ”Cap and trade” mi yapılacak, yoksa James Hansen’in söylediği gibi bir vergi koyup, -“dividend” diyor-, temettü gibi bütün halka eşit olarak 100% döndürülmesi mi lazım? Böylece büyük gelirler elde edileceğini söylüyor ve “bu işi böyle çözebiliriz” diyor. Ne diyorsunuz?</p>
<p><strong>BMK</strong>: Dün İsveç’teydim ve Kopenhag zirvesi sırasında İsveç’in AB dönem başkanı olmasından dolayı çok heyecanlı olduğunu söyledi. Aslında fosil yakıtların fiyatını arttırmanın son derece önemli. Bunu hangi yollarla yaparsanız yapın, ama fosil yakıtların fiyatını arttırmanız gerekiyor. Bunu bilimsel olarak öngörülen bir miktara sınırlamak gerekiyor, yani “cap” dedikleri bir üst sınır koymak. Bundan sonrasında da vergi mi koyacaksınız, yoksa karbon ticareti mi yapacaksınız bilmem, ama bir şekilde kontrol altına almak gerekiyor. Ama Amerika’da politikacılar “vergi” lafından fena halde rahatsız olurlar, “vergi” diye bir laf duydukları anda rahatsızlanırlar. O yüzden başka bir kelime uydurmaya, bulmaya çalışıyoruz, mesela “sınırla” “bu şirketlerden aidat topla” gibi bir şey. Bunu dünyaya birey başına eşit miktarda dağıtmak gibi bir şey. Bütün bunlar zaman içerisinde olacak, ama bu sisteme geçmek de kolay değil. Esas olarak mesele, bir avuç şirketin çok büyük gücüne karşı kitlelerin nasıl mücadele edeceğine konusuna gelip çatıyor.</p>
<p><strong>ÜŞ</strong>: James Hansen’la birlikte gözaltına alındığınız eylemden bahseder misiniz?</p>
<p><strong>BMK</strong>: Aslında bir öncekinde de kendimizi tutuklatmaya çalışmıştık, ama çok kalabalıktık o yüzden tutuklamadılar.<br />
<strong><br />
ÖM</strong>: Evet 5 bin kişi. Türkiye ile ilgili özel durumu biliyor musunuz bilmiyorum, ama Türkiye’de 46 tane yeni termik santral yapılma planı var.</p>
<p><strong>BMK</strong>: Evet buna benzer bir durum ABD’de de var. 150 tane yeni termik santral planı var, ama bu termik santral planlarının şu anda tamamına yakınından vazgeçilmiş durumda. Çünkü termik santral yapmaya çalıştıkları zaman hem yerel hem de genel olarak iklim hareketini gördüler, o yüzden termik santrallerden vazgeçmek zorunda kaldılar. Diğer sebebi de, bunların fayda sağlamadığını görmüş olmaları. Termik santrallerin ekonomik olarak da fayda sağlamadığını gördüler.</p>
<p>Kopenhag sürecinde ve devam eden süreçte karbona konulacak vergi nedeniyle, bunlar artık ekonomik olarak da fayda sağlamayan şeyler oldu. Karbonun fiyatını da eninde sonunda yükseltecek, o zaman da gayet eski bir teknoloji elinde kalacak; bir sürü de para yatırmış. Bunun yerine, Wall Street’in o para zekisi adamları bile, artık gittikçe rüzgâra ve yenilenebilir enerjilere yatırım yapıyorlar; çünkü geleceğin enerjileri rüzgârr ve güneş. Bir de bu yenilenebilir enerjilere yatırım yaptığınızda eskilere sıkışıp kalmıyorsunuz. Terörist saldırı olup rüzgar tribünlerinizi parçaladığında etrafa çok zararlı rüzgâr parçacıkları saçılmıyor, sadece yenisini kuruyorsunuz onun yerine. Dolayısıyla yenilenebilir enerjilerin bir de böyle barışçıl bir tarafı var.</p>
<p><strong>ÜŞ</strong>: Siz aynı zamanda bir gezgin ve dağcısınız değil mi? Sizin eviniz ve yaşam biçiminiz de “yeşil”.</p>
<p><strong>BMK</strong>: Bunlar aslında yapılması gereken şeyler, ama ben bir kişinin hayat tarzını değiştirmesiyle küresel ısınmayı durdurabileceğimizi düşünmüyorum. Yapılması gereken şey bence, örneğin Kopenhag’da ya da başka bir yerde, daha büyük bir önlem alarak, yani fosil yakıtların fiyatını arttırarak, dolayısıyla buna bağlı ekonomiyi değiştirmek. Bu aynı insanların yaşam tarzını da zaten otomatikman değiştirecektir. Amerika’da geçtiğimiz yıl petrol fiyatları arttığında nasıl bir değişim olduğunu gördük. İnsanlar sadece kullandıkları araçları değiştirmediler, insanların düşünme tarzı da değişmeye başladı bununla birlikte. İnsanlar sadece yiyecek almaya giderken, yani pastaneye giderken bir Hummer’a biniyorlardı ve tank gibi araçlarla sokaklarda geziyorlardı.</p>
<p><strong>ÖM</strong>: O Hummer’lar, 4&#215;4 cipler gitti.</p>
<p><strong>BMK</strong>: İnsanların zihniyeti değişti.</p>
<p><strong>ÖM</strong>: İki tane temel şey çıkarttım bu sohbetimizden: Birisi kömür temeldir, yani kömürle bu iş olamaz, kömürü olduğu yerde bırakmak zorundayız, çıkarmamalıyız, yakmamalıyız. ikincisi de, buradaki tartışma, pazarlık, insanlar arasında değil, hükümetler arasında da değil; insanla doğa kanunları arasında. Onlar da maalesef hiç pazarlık yapmıyorlar. Dolayısıyla 350 bizim pazarlık kabul etmeyen, doğadan aldığımız mesajdır. Ya 350 ppm’de tutarız ya da bu işe elveda deriz.</p>
<p><strong>BMK</strong>: Açık Radyo&#8217;da biraz geçirdikten sonra söyleyebilirim ki 94.9 da önemli bir rakam!</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cevrebilinci.com/aktivist-bill-mckibben-acik-radyoda-soylesiye-katildi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin yağmur ormanları tehlike altında!</title>
		<link>http://www.cevrebilinci.com/turkiyenin-yagmur-ormanlari-tehlike-altinda/</link>
		<comments>http://www.cevrebilinci.com/turkiyenin-yagmur-ormanlari-tehlike-altinda/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Oct 2009 09:22:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>recep</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[ETKİNLİK]]></category>

		<category><![CDATA[ÇEVRE]]></category>

		<category><![CDATA[Doğa Katliamı]]></category>

		<category><![CDATA[Doğu Karadeniz]]></category>

		<category><![CDATA[Palovit Vadisi]]></category>

		<category><![CDATA[Palovit Vadisi Duyarlılık Platformu]]></category>

		<category><![CDATA[Türkiye'nin Yağmur Ormanları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cevrebilinci.com/?p=200</guid>
		<description><![CDATA[Evet bu doğru maalesef. Kimi çevrelerin çıkarları uğruna ülkemizde doğu karadeniz bölgesinde bulunan ve bizim yağmur ormanlarımız olan bölgede bir katliam yaşanmak üzere ve ilk adımlarda atıldı. Tıpkı Dünya&#8217;nın yağmur ormanları olan Amazonlarda olan ve bir takım çevrelerin ceplerini doldurmak için bilinçsizce yapılan katliamlar yanı başımızda da olacak.

Palovit Vadisi&#8217;nde yaşanması muhtemel bu katliam için Palovit [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evet bu doğru maalesef. Kimi çevrelerin çıkarları uğruna ülkemizde doğu karadeniz bölgesinde bulunan ve bizim yağmur ormanlarımız olan bölgede bir katliam yaşanmak üzere ve ilk adımlarda atıldı. Tıpkı Dünya&#8217;nın yağmur ormanları olan Amazonlarda olan ve bir takım çevrelerin ceplerini doldurmak için bilinçsizce yapılan katliamlar yanı başımızda da olacak.</p>
<p><span id="more-200"></span></p>
<p><div id="attachment_201" class="wp-caption aligncenter" style="width: 500px"><a href="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/palovit-vadisine-dokunma.jpg"><img class="size-full wp-image-201" title="palovit-vadisine-dokunma" src="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/palovit-vadisine-dokunma.jpg" alt="palovit-vadisine-dokunma" width="490" height="325" /></a><p class="wp-caption-text">Palovit Vadisi&#39;ne girmek üzere olan bir dozer ve karşı çıkan çevreciler.</p></div></p>
<p><div id="attachment_212" class="wp-caption aligncenter" style="width: 370px"><a href="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/palovit-vadisine-dokunma-1.jpg"><img class="size-full wp-image-212" title="palovit-vadisine-dokunma-1" src="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/palovit-vadisine-dokunma-1.jpg" alt="el değmemş doğayı katletmek ne güzel şey!" width="360" height="360" /></a><p class="wp-caption-text">El değmemiş doğayı katletmek ne güzel şey!</p></div></p>
<p><div id="attachment_206" class="wp-caption aligncenter" style="width: 410px"><a href="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/palovit-selalesi.jpg"><img class="size-full wp-image-206" title="palovit-selalesi" src="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/palovit-selalesi.jpg" alt="Palovit Şelalesi" width="400" height="282" /></a><p class="wp-caption-text">Palovit Şelalesi</p></div></p>
<p><div id="attachment_207" class="wp-caption aligncenter" style="width: 410px"><a href="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/palovit-yaylasi.jpg"><img class="size-full wp-image-207" title="palovit-yaylasi" src="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/palovit-yaylasi.jpg" alt="Palovit Yaylası ve taş evleri" width="400" height="311" /></a><p class="wp-caption-text">Palovit Yaylası ve taş evleri</p></div></p>
<p>Palovit Vadisi&#8217;nde yaşanması muhtemel bu katliam için <a title="Palovit Vadisi Duyarlılık Platformu" href="http://palovit.pandul.org/" target="_blank"><strong>Palovit Vadisi Duyarlılık Platformu</strong></a>&#8216;nun dediklerine kulak verelim ve onlara <strong><a title="Palovit Vadisi'ni kurtaralım!" href="http://palovit.pandul.org/?p=1#comments" target="_blank">destek olalım</a></strong> yani aslında geleceğimiz için güzel bir adım atalım.</p>
<blockquote><p><strong>PALOVİT VADİSİNE DOKUNMA!</strong></p>
<p>Kaçkar Dağları ekosistemi içinde çok önemli bir yere sahip yaylalara gelişigüzel açılan yol çalışmaları, mahkeme kararlarına rağmen devam ediyor. Geçtiğimiz yıl Pokut ve Hazindağ yaylaları arasında yapılmak istenen yola dava açılıp, Trabzon Bölge İdare Mahkemesi “yürütmeyi durdurma” kararı vermesine rağmen, yola devam edilmişti. Bu yolla ilgili tartışmalar sürerken önümüzdeki yıl da aynı yolun, bu kez Doğu Karadeniz’in 100 yıllık kesme taş evleriyle ünlü en yüksek yaylası Samistal’a ve oradan da Kaçkarlar’a kuzeyden çıkış noktası Yukarı Kavrun yaylasına devam ettirilmek istendiğini ve bunun da programa alındığını öğrendik. Şimdi de Amlakit yaylasına kısa sürede ulaşmak adına Palovit Vadisi ‘ne dozerler girmiş bulunuyor.</p>
<p><strong>Başka Fırtına Yok! Dünya koruyor biz kesiyoruz.</strong></p>
<p>Fırtına Vadisi, Fırtına Deresi’nin, Karadeniz kıyı çizgisinden başlayıp iç kısımlara doğru birden çok kola ayrılarak (Durak, Hemşin, Hala, Palovit, Elevit ve Tunca dereleri) Kaçkar Dağları’nın kuzey yamaçlarına kadar uzanmasıyla oluşuyor. Bölgede, alüviyal akarsu ormanları (kızılağaç), geniş yapraklı ılıman ormanlar (doğu kayını), iğne yapraklı doğu ladini ormanları, yapraklı ve karışık ormanlar, geniş alpin çayırlıklar ve kayalık habitatlar, nadir şimşir ormanları gibi Doğu Karadeniz’e özgü bütün habitatları burada bulmak mümkün. Bu değerlerinden ötürü, Fırtına Vadisi ormanları,  dünyada korumada öncelikli yüz alandan biri. Ayrıca bölge doğal sit alanı yani dokunulmaz, yapılaşma olamaz, inşaat yapılamaz, yol yapılamaz. Diğer ülkeler doğal alanlarını artırarak ve ekolojik politikalar üreterek sorumluluklarını yerine getirmeye çalışırken her nedense ülkemizde yeşili “yok etmek” için özel bir çaba sarf edilmesine anlam veremiyoruz.</p>
<p>Deniz alası için, boz ayı için, yaşlı dev ağaçlar için</p>
<p>Fırtına vadisi öyle bir biyolojik çeşitliliğe sahip ki Kaçkar Dağları ile birlikte 537 odunsu bitki, 136 kuş, 30 memeli, 21 sürüngen ve 116 endemik bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Fırtına, Hemşin ve Çağlayan dereleri, her yıl Karadeniz’den iç kısımlara göç ederek yumurtadan çıktıkları yere kadar yüzüp burada yumurtlayan dünyadaki tek denizalalarının da yuvası. Fırtına ve Palovit vadileri, içerdikleri doğal yaşlı ormanlarla, hem bölgenin, hem de ülkenin en bozulmamış birkaç orman ekosistemi arasında değerlendiriliyor. Palovit Vadisi kendine özgü endemik bitki çeşitliliğinin yanı sıra barındırdığı hayvan türleriyle de doğa koruma açısından büyük önem taşıyor. Türkiye’de en yoğun bozayı popülasyonun bulunduğu bölgelerden biri olan alanda, yaban domuzu, çengel boynuzlu dağ keçisi, yaban keçisi,  kurt, tilki, çakal,  yaban kedisi, vaşak, karaca ve porsuklar yaşıyor.</p>
<p>İş işten geçmeden! Vadi bütünüyle korunmalı</p>
<p>Tüm bölge aslında birçok kanunla korunuyor; Bern sözleşmesine taraf olan Türkiye bölgeyi koruma altına alacağını çok önceden taahhüt etmiş durumda. Ayrıca Türkiye yine imzaladığı AB katılım çerçevesinde; “Avrupa’nın yaban hayatı ve doğal yaşama ortamlarının korunması” sözleşmesi ile endemik ve doğal yaşamı korumakla yükümlü. Kendi kanunlarımızla doğal kültür turizm ve arlıkları açısından bölge birinci derece doğal sit alanı ilan edilmiş durumda.</p>
<p>Tüm bunlara rağmen hangi kanuna dayanarak ve hangi inisiyatifle bilinmez; halen ısrarla kepçeler bu doğal vadiyi mahvetmek için çalışıyor. Açılan davalara rağmen doğa rant uğruna kurban ediliyor. İmzalanan anlaşmaları görmezden gelen, uluslararası sözleşmelere yokmuş gibi davrananlar, ihale alamayan yandaş müteahhitlere doğayı peşkeş çekenler, şark kurnazlığı ile aradan sıvışıp yol alacaklarını zannediyorlar.</p>
<p>Türkiye’nin yağmur ormanlarını kestirme!</p>
<p>Fırtına Vadisi başta hidroelektrik santraller olmak üzere, yol inşaatları, turizm ve çarpık yapılaşma, taş ocaklarının tehdidi altında. Bir de bunlara yaylaların birbirine bağlanması projeleri eklenince kirlenme kaçınılmaz oluyor. Fırtına Vadisi boyunca yer alan şimşir ormanları, dev yaşlı ormanlar yasa dışı kesimler nedeniyle azalıyor. Türkiye’nin yağmur ormanları planlı olarak yok ediliyor.</p>
<p>Bu nedenlerle hem yol isteyen yöre sakinlerinin hem de yaylaları birbirine bağlayıp jeep-safari turizmi yapmak isteyenlerin ve ilgili devlet yetkililerinin yapacakları bu katliamı görmeleri gerekiyor. İş işten geçmeden!</p>
<p>Biz aşağıda imzası olanlar yapılan bu katliam için sesimizi duyurmak, bugüne kadar tüm projelere kayıtsız kalan politikaları protesto etmek ve “Palovit vadisine dokunma” demek için kamuoyunu göreve çağırıyoruz.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cevrebilinci.com/turkiyenin-yagmur-ormanlari-tehlike-altinda/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sen yaptığın şeysin, söylediğin değil!</title>
		<link>http://www.cevrebilinci.com/sen-yaptigin-seysin-soyledigin-degil/</link>
		<comments>http://www.cevrebilinci.com/sen-yaptigin-seysin-soyledigin-degil/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2009 14:45:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>recep</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[KÜRESEL ISINMA]]></category>

		<category><![CDATA[VİDEO]]></category>

		<category><![CDATA[ÇEVRE]]></category>

		<category><![CDATA[Aktivist]]></category>

		<category><![CDATA[Alternatif Nobel]]></category>

		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler]]></category>

		<category><![CDATA[Çevreci]]></category>

		<category><![CDATA[David Suzuki]]></category>

		<category><![CDATA[Severn Suzuki]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cevrebilinci.com/?p=193</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Sen yaptığın şeysin, söylediğin değil&#8221; sözünü David Suzuki söylemiş ve bundan yıllar önce(1992) kızı Severn Suzuki Rio De Jenario&#8217;daki Birleşmiş Milletler Dünya Zirvesi&#8217;nde Birleşmiş Milletler delegelerine yaptığı konuşmada tüm dünyayla paylaşmış. O zaman bu konuşmayı yaptığında henüz 12 yaşında olan ve Kanada&#8217;da yaşayan Severn oraya gidebilmek için 3 arkadaşıyla beraber para toplamış.

&#8220;Birleşmiş Milletler’de dünyayı altı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;<strong>Sen yaptığın şeysin, söylediğin değil</strong>&#8221; sözünü <a title="David Suzuki" href="http://en.wikipedia.org/wiki/David_Suzuki" target="_blank"><strong>David Suzuki</strong></a> söylemiş ve bundan yıllar önce(<strong>1992</strong>) kızı <a title="Severn Suzuki" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Severn_Suzuki" target="_blank"><strong>Severn Suzuki</strong></a> Rio De Jenario&#8217;daki Birleşmiş Milletler Dünya Zirvesi&#8217;nde Birleşmiş Milletler delegelerine yaptığı konuşmada tüm dünyayla paylaşmış. O zaman bu konuşmayı yaptığında henüz 12 yaşında olan ve Kanada&#8217;da yaşayan Severn oraya gidebilmek için 3 arkadaşıyla beraber para toplamış.</p>
<p><div id="attachment_183" class="wp-caption aligncenter" style="width: 386px"><a href="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/severn-suzuki.jpg"><img class="size-full wp-image-183" title="severn-suzuki" src="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/severn-suzuki.jpg" alt="Severn Suzuki" width="376" height="248" /></a><p class="wp-caption-text">Severn Suzuki</p></div></p>
<p><span id="more-193"></span></p>
<p>&#8220;<strong>Birleşmiş Milletler’de dünyayı altı dakikalığına susturan kız çoçuğu</strong>&#8221; olarak isim yapan Severn babasının izinden giden çevreci bir aktivist. görüyoruz ki genç nesillerin bilinçlenmesinde ve aktif olarak hayatın içerisinde yer alıp yaşamımızı olumlu yönde değiştirmesinde ailenin ve örnek alınan kişilerin önemi çok büyük. Büyük olasılıkla kızına bu süreçte çok büyük bir desteği olmuştur David Suzuki&#8217;nin. Bugüne kadar yaptığı çalışmaların ve inandığı şeyler için mücadelesi sonucunda Çevreci Aktivistler için<strong> Alternatif Nobel</strong> onur ödülüne <a title="Alternative Nobel" href="http://globalwarming.change.org/blog/view/alternative_nobel_for_environmental_activists" target="_blank">bu yıl içinde layık görülmüş</a> David Suzuki.</p>
<p><div id="attachment_184" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px"><a href="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/david-suzuki.jpg"><img class="size-full wp-image-184" title="david-suzuki" src="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/david-suzuki.jpg" alt="David Suzuki" width="500" height="333" /></a><p class="wp-caption-text">David Suzuki</p></div></p>
<p>Lafı daha fazla uzatmadan Severn&#8217;in yaptığı konuşmanın videosunu izlemeye ve altında da yer alan Türkçe açıklamasını okumaya davet ediyorum sizleri. Mutlaka sonunda kadar takip edin.</p>
<div><object width="480" height="365" data="http://www.dailymotion.com/swf/x91u9g&amp;related=0" type="application/x-shockwave-flash"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/x91u9g&amp;related=0" /><param name="allowfullscreen" value="true" /></object><br />
<strong><a href="http://www.dailymotion.com/video/x91u9g_a-message-to-all-world-leaders_news">A message to all world leaders</a></strong></div>
<div><strong><br />
</strong></div>
<blockquote><p>“Merhabalar, ben Severn Suzuki, Çevresel Çocuk Organizasyonu (ECO) adına konuşuyorum.</p>
<p>Biz Kanada’dan 12 ve 13 yaş gurubunda olan çocuklarız ve bir fark yaratmaya çalışıyoruz; Vanessa Suttie, Morgan Geisler, Michelle Quig ve ben. Buraya gelmek için gerekli parayı kendimiz topladık ve beş bin millik yolu, siz yetişkinlere, yöntemlerinizi değiştirmeniz gerektiğini söylemek için geldik.</p>
<p>Buraya hiçbir gizli amacım olmadan geldim. Ben geleceğim için mücadele ediyorum. Benim geleceğimi kaybetmem, bir seçimi kaybetmek gibi bir şey değil. Ya da stok piyasasında birkaç puan kaybetmek değil. Ben burada bütün gelecek nesiller için konuşuyorum.</p>
<p>Ben, dünyanın her tarafında çığlıkları duyulmayan ve açlıktan ölmek üzere olan çocuklar için konuşuyorum.</p>
<p>Ben, dünyanın üzerinde gidecek başka yerleri kalmadığı için ölmekte olan sayısız hayvan adına konuşuyorum.</p>
<p>Ben, şimdi gün ışığına çıkmaya korkuyorum, çünkü ozonda delikler var. Havayı ciğerlerime çekerken korkuyorum çünkü içinde hangi kimyasallar var bilmiyorum. Eskiden Vancouver’da babamla balığa giderdik. Birkaç yıl önce her tarafı kanserli bir balık bulduk. Ve şimdi gezegenimizdeki hayvanların teker teker soylarının tükendiğini öğreniyoruz. Sonsuza kadar yok oluyorlar…</p>
<p>Hayat sürem içinde, sürüler halinde dolaşan vahşi hayvanları görebilmeyi düşlüyorum. Yabani kuşları ve kelebeklerle dolu yağmur ormanlarını… Fakat şimdi merak ediyorum bunlar benim çocuklarımın görebileceği zamana kadar bile dayanabilecekler mi?</p>
<p>Benim yaşlarımdayken böyle küçük şeyler için endişelenmek zorunda kaldınız mı? Bütün bunlar şimdi gözlerimizin önünde oluyor ve bizler, sanki elimizde sınırsız çözüm olanağı ve sınırsız zaman varmış gibi davranıyoruz. Ben sadece bir çocuğum ve bütün çözümlere tabii ki sahip değilim. Fakat farkına varmanızı istiyorum ki bütün çözümlere siz de sahip değilsiniz:</p>
<p>· Ozon katmanındaki deliği nasıl onaracağınızı bilmiyorsunuz.<br />
· Su akımı öldüğünde Somon balığını nasıl geri getireceğinizi bilmiyorsunuz.<br />
· Şimdi soyu tükenmiş olan hayvanları nasıl geri getireceğinizi bilmiyorsunuz.<br />
· Şimdi yerlerinde koca çöllerin olduğu ormanları nasıl geri getireceğinizi bilmiyorsunuz.</p>
<p>Madem nasıl onaracağınızı bilmiyorsunuz, o halde lütfen bozmaktan vazgeçin!</p>
<p>Burada hükümetlerinizin temsilcileri olabilirsiniz, iş adamları, organizasyoncular, gazeteciler ya da politikacılar; fakat gerçekte siz annelersiniz ve babalarsınız, teyzelersiniz, amcalarsınız ve hepiniz birilerinin çocuklarısınız.</p>
<p>Ben hala bir çocuğum ama biliyorum ki hepimiz ailenin bir parçasıyız, 5 milyar gücünde daha geniş bakacak olursak 30 milyon tür gücünde ve hepimiz aynı havayı paylaşıyoruz, aynı suyu ve toprakları. Sınırlar ve hükümetler bunu asla değiştiremez.</p>
<p>Ben hala bir çocuğum ama burada aynı şeyin içinde olduğumuzu biliyorum ve tek bir dünya gibi tek bir amaca doğru ilerlememiz gerekir.</p>
<p>Kızgın olsam da kör değilim, korku içinde olsam da dünyaya nasıl hissettiğimi söylemekten korkmuyorum.</p>
<p>Benim ülkemde çok fazla israf var. Satın alıyoruz ve atıyoruz, satın al ve at gitsin ve kuzey ülkeleri henüz yoksul olanlarla paylaşmıyor. İhtiyacımızdan fazlasına sahip olmamıza rağmen, zenginliğimizin bir miktarını kaybetmekten korkuyoruz.</p>
<p>Paylaşmaktan korkuyoruz…</p>
<p>Kanada’da ayrıcalıklı bir yaşam sürüyoruz. Çokca yiyeceğimiz, suyumuz ve barınağımız var. Saatlerimiz, bisikletlerimiz, bilgisayarlarımız ve televizyonlarımız var. Bu listeyi bitirmek iki gün alabilir.”</p>
<p>İki gün önce burada Brezilya’da, sokakta yaşayan çocuklarla birlikte vakit geçirdik ve gerçekten şok olduk. Bu çocuklardan bir tanesi şöyle dedi: “Keçke zengin olsaydım. Eğer zengin olsaydım, bu sokaklarda yaşayan bütün çocuklara yiyecek, elbise, ilaç, sığınacak bir çatı, sevgi ve şefkat verebilirdim.”</p>
<p>Sokakta yaşayan ve hiçbir şeyi olmayan benim yaşımdaki bir çocuk paylaşmaya bu denli gönüllüyse, neden biz her şeye sahip olanlar hala bu kadar açgözlüyüz?</p>
<p>Benimle aynı yaşta olan bu çocukları düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum, nerede doğmuş olduğunuz nasıl da büyük farklar yaratıyor. Ben de onlardan birisi olabilirdim, Rio’nun Favellas bölgesinde yaşayanlardan. Ya da Somali’de açlıktan ölmek üzere olanlardan birisi olabilirdim. Ortadoğu’da savaş kurbanı olanlardan birisi veya Hindistan’da bir dilenci…</p>
<p>Ben henüz sadece bir çocuğum, ama savaşlar için harcanan onca para yoksulluğun ve çevresel çözümlerin bulunmasında kullanılsa, dünyanın nasıl harika bir yer olabileceğini biliyorum.</p>
<p>Okullarda, hatta anaokullarında bile bize nasıl davranacağımızı öğretiyorsunuz:</p>
<p>· diğerleriyle kavga etmeyin,<br />
· çalışkan olun,<br />
· diğerlerine karşı saygılı olun,<br />
· dağıttığınızı toplayın,<br />
· diğer canlılara zarar vermeyin,<br />
· paylaşın, açgözlü olmayın.</p>
<p>Peki madem öyle, bize yapmamamızı söylediğiniz şeyleri neden sizler yapıyorsunuz?</p>
<p>Bu toplantıya katılan sizler sakın unutmayın bunu kimler için yaptığınızı, bizler sizin kendi çocuklarınızız. Nasıl bir dünyada yetişeceğimize sizler karar veriyorsunuz. Ebeveynler çocuklarını rahatlatabilmek için “Her şey güzel olacak” diyebilmeli ve “Elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz” ve bir de “bu dünyanın sonu değil”…</p>
<p>Ama artık bunları söyleyebileceğinizi sanmıyorum. Sizin öncelikler listenizde bile yer alabiliyor muyuz?</p>
<p>Babam her zaman “Sen yaptığın şeysin, söylediğin değil” der ve sizin yaptıklarınız geceleri beni ağlatıyor.</p>
<p>Siz yetişkinler bizleri sevdiğinizi söylüyorsunuz. Size meydan okuyorum, lütfen yaptıklarınız sözlerinizi yansıtsın…<br />
Teşekkürler.”</p></blockquote>
<p>Kaynak:<a title="Fikir Atölyesi" href="http://www.fikiratolyesi.com/" target="_blank"><strong> Fikir Atölyesi</strong></a>&#8216;ndeki <a title="Bakmayın Gözyaşıma, Açgözlüyüm Esasında." href="http://www.fikiratolyesi.com/2009/10/12/bakmayin-gozyasima-acgozluyum-esasinda/" target="_blank"><strong>Bakmayın Gözyaşıma, Açgözlüyüm Esasında.</strong></a> adlı yazıdır(Teşekkürler <strong>Tunç Abi</strong>).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cevrebilinci.com/sen-yaptigin-seysin-soyledigin-degil/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Doğa İçin Çal!</title>
		<link>http://www.cevrebilinci.com/doga-icin-cal/</link>
		<comments>http://www.cevrebilinci.com/doga-icin-cal/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Oct 2009 12:50:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>recep</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[ETKİNLİK]]></category>

		<category><![CDATA[ÇEVRE]]></category>

		<category><![CDATA[Divane Aşık Gibi]]></category>

		<category><![CDATA[Doğa]]></category>

		<category><![CDATA[Doğa İçin Çal]]></category>

		<category><![CDATA[dünya]]></category>

		<category><![CDATA[Playing For Change]]></category>

		<category><![CDATA[Stand By Me]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cevrebilinci.com/?p=174</guid>
		<description><![CDATA[
Bir ağaclar.net projesi olan &#8220;Doğa İçin Çal&#8220; Fırat Çavaş önderliğinde müzik kullanılarak Dünyamızın içinde olduğu bu sıkıntılı günlerde önemli konulara dikkat çekmek için ortaya çıkmış.
Türkiye&#8217;nin farklı yerlerinden 45 müzisyen &#8220;Divane Aşık Gibi&#8221; adlı eseri ayrı ayrı söyleyip çalıyor ve sonunda hepsi birleştirilerek muazzam bir çalışma ortaya çıkıyor. Gerçekten sor bir iş başarılmış ve umarım güzel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/doga-icin-cal.jpg"><img class="size-full wp-image-177 alignnone" title="doga-icin-cal" src="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/doga-icin-cal.jpg" alt="doga-icin-cal" width="350" height="345" /></a></p>
<p style="text-align: left;">Bir <a title="ağaçlar.net" href="http://www.agaclar.net" target="_blank">ağaclar.net</a> projesi olan <strong>&#8220;<a title="Doğa İçin Çal" href="http://www.dogaicincal.com" target="_blank">Doğa İçin Çal</a>&#8220;</strong> Fırat Çavaş önderliğinde müzik kullanılarak Dünyamızın içinde olduğu bu sıkıntılı günlerde önemli konulara dikkat çekmek için ortaya çıkmış.</p>
<p style="text-align: left;">Türkiye&#8217;nin farklı yerlerinden 45 müzisyen <strong>&#8220;Divane Aşık Gibi&#8221;</strong> adlı eseri ayrı ayrı söyleyip çalıyor ve sonunda hepsi birleştirilerek muazzam bir çalışma ortaya çıkıyor. Gerçekten sor bir iş başarılmış ve umarım güzel şeylere ön ayak olur&#8230;</p>
<p style="text-align: left;"><span id="more-174"></span></p>
<p style="text-align: center;"><object width="451" height="248" data="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=6902099&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=6f850d&amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=6902099&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=6f850d&amp;fullscreen=1" /></object></p>
<p style="text-align: left;">Esin kaynağı ise <strong>&#8220;<a title="Playing For Change" href="http://www.playingforchange.com/" target="_blank">Playing For  Change</a></strong>&#8221; ve proje en başından beri onlardan destek alarak ilerlemiş.Bu proje dünya çapında gerçekleştirilmesi bakımından daha geniş kapsamlı ve daha çok ses getirdi.</p>
<p style="text-align: left;">Beğenerek dinleyeceğinize inandığım<strong> &#8220;Stand By Me</strong>&#8221; şarkısıda bu projeden&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><object width="450" height="304" data="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=4651674&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=00ADEF&amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=4651674&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=00ADEF&amp;fullscreen=1" /></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cevrebilinci.com/doga-icin-cal/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Küresel ısınmaya dur demek için bir gün ayırın!</title>
		<link>http://www.cevrebilinci.com/kuresel-isinmaya-dur-demek-icin-bir-gun-ayirin/</link>
		<comments>http://www.cevrebilinci.com/kuresel-isinmaya-dur-demek-icin-bir-gun-ayirin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2009 23:13:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>recep</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[ETKİNLİK]]></category>

		<category><![CDATA[KÜRESEL ISINMA]]></category>

		<category><![CDATA[ÇEVRE]]></category>

		<category><![CDATA[350]]></category>

		<category><![CDATA[İklim Değişikliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cevrebilinci.com/?p=151</guid>
		<description><![CDATA[
350.org daha önceden haberdar olduğum fakat bir türlü sizlerle paylaşma noktasında adım atamadığım bir web sitesi ve açıkçası daha da ötesinde bir şey aslında 350. Bir farkında oluş ve harekete geçiş için toplu hareket etme günü. NTVMSNBC&#8216;de ki yeşil haberler bölümünde gezinirken tekrardan rastladım ve bu sefer sizlere mutlaka bunu iletmem gerektiği kanaatine vardım. &#8220;Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/350-org.jpg"><img class="size-full wp-image-152 aligncenter" title="350-org" src="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/350-org.jpg" alt="350.org" width="366" height="273" /></a></p>
<p><a title="350.org" href="http://www.350.org/" target="_blank">350.org</a> daha önceden haberdar olduğum fakat bir türlü sizlerle paylaşma noktasında adım atamadığım bir web sitesi ve açıkçası daha da ötesinde bir şey aslında 350. Bir farkında oluş ve harekete geçiş için toplu hareket etme günü. <a title="ntvmsnbc" href="http://www.ntvmsnbc.com" target="_blank">NTVMSNBC</a>&#8216;de ki yeşil haberler bölümünde gezinirken tekrardan rastladım ve bu sefer sizlere mutlaka bunu iletmem gerektiği kanaatine vardım. &#8220;<a title="Bu bir davetiye" href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25008330/" target="_blank"><strong>Bu bir davetiye</strong></a>&#8221; adlı yazıyı aynen sizlerle paylaşacağım ve 350&#8242;nin ne anlama geldiğini anlamanızı ve 350&#8242;nin amacının ne olduğunun farkına varmanızı sağlayacağında şüphem yok.</p>
<p><span id="more-151"></span></p>
<blockquote><p>&#8220;Bu bir davetiye – birlikte bir hareket başlatmak, küresel ısınmaya dur demeye bir gün ayırmak için bir davetiye.&#8221; 24 Ekim&#8217;de yapılacak uluslararası harekete davet bu sözlerle başlıyor&#8230;</p>
<p>İş, ev, sorumluluklar&#8230; Tüm bunların arasında yüz yüze olduğumuz bir gerçeği de unutuyoruz&#8230; İklim değişikliği&#8230; Henüz vakit var&#8230; Yapabileceklerimiz de var&#8230; Buna inanlardan sizlere bir davet var&#8230; İşte davet mektubunuz&#8230;Sevgili Dünya&#8230;Bu bir davetiye – birlikte bir hareket başlatmak, küresel ısınmaya dur demeye bir gün ayırmak için bir davetiye.</p>
<p>Biz dünyanın dört bir yanından bir grup insanız, yaşlı ve genç, bilim insanları, yazarlar ve aktivistler olarak ortak bir amaç için buluştuk. Dünyadaki en önemli sayının ne olduğunu biliyoruz: 350. Bu sayıyı dünyanın bugüne kadar karşılaştığı en tehlikeli krizi çözmek için nasıl kullanmamız gerektiğini de biliyoruz. Ancak bunu sadece sizin yardımınızla başarabiliriz.Bir sene önce dünyanın en önemli hava bilimcilerinden NASA’nın James Hansen’i ve yardımcılarının yaptıkları araştırmalar ve çalışmalar çok önemli sonuçlar ortaya çıkardı. Eğer atmosferdeki karbondioksit miktarını 350 parça / milyona indiremezsek dünyamızın medeniyetlerin oluşmasına ve canlıların yaşamasına imkân veren yapısını tamamen kaybedeceğiz. Dünya’nın bildiğimiz Dünya olabilmesi için atmosferdeki karbondioksit miktarının 350 parça milyonun altında tutmak zorundayız.Kötü haber 350 parça / milyon sayısını çoktan geçmiş olmamız – şu an atmosferdeki karbondioksit miktarı 389 parça / milyon. Bu nedenle kutuplar eriyor, kuraklık her yeri etkiliyor, bu nedenle sıtma gibi bulaşıcı hastalıklar yayılarak daha önce görülmedikleri yerlerde salgın haline geliyorlar.İyi haber ise, ne yapmamız gerektiğini biliyoruz.</p>
<p>350 sayısını hedefleyerek atmosferdeki güvenli karbondioksit miktarına geri dönebiliriz. Bunun için en güzel fırsat bu Aralık ayında Kopenhag’da gerçekleşecek. Dünya liderleri yeni bir iklim politikası belirlemek için Aralık ayında Kopenhag’da buluşuyorlar. Bizim görevimiz liderlerimizin çevre (ve bizim geleceğimiz) için doğru kararları aldıklarından emin olmak: en yeni bilimsel bulgulara, yani 350 sayısına, dikkat ettiklerinden emin olmalıyız.Planımız şu: 24 Ekim günü sizden yaşadığınız yerde dünyadaki en önemli sayıyı (350) herkes tarafından görünebilir hale getiren bir organizasyon düzenlemenizi istiyoruz. Bugün itibarı ile sitemize kayıt edilmiş 500’den fazla organizasyon var – örneğin tam 24 Ekim günü Abikalike, Nijerya’da ve TKTK’de yöreliler bir kampanya ile 3,500 ağaç dikecekler. Bu sivillerin, sizin gibi insanların bugüne kadar iklim değişikliği için organize ettiği en büyük hareket olacak. Şu ana kadar 50’den fazla ülkeden insanlar bu sorumluluğu yerine getirmek için 24 Ekim günü çalışmaya söz verdi. Ancak bu hareketi büyütmek zorundayız – sizin, şehrinizin, köyünüzün ve ülkenizin desteğine ihtiyacımız var.Bunu gerçekleştirmek zor değil – size fikir ve uygun materyalleri bulmakta yardımcı olabiliriz. Ancak ilk adimi atıp gerçekleştirmek istediğiniz organizasyonu 350.org adresinde kayıt etmeniz, arkadaşlarınızı ve komşularınızı planlarınızdan haberdar etmeniz gerekiyor.</p>
<p>Dâhil olduğunuz grupları da harekete geçirin – okulunuz, okul aile birliğiniz, arkadaşlarınız, dans kulübünüz..  İnsanlar yardım etmek isteyeceklerdir, özellikle bu girişimin ne kadar önemli olduğunu anladıklarında. Bu enerji tasarrufunu sağlayan elektronik aletler kullanmaktan bile daha önemli – bu dünyanın enerji politikalarını etkilemek için karşımıza çıkacak nadir fırsatlardan bir tanesi.  24 Ekim günü,  Kopenhag’da Aralık ayında gerçekleşecek Birleşmiş Milletler çevre konferansından tam 6 hafta önceye denk geliyor. Ve 24 Ekim günü, bilim adamlarının söylediklerini dünyaya dinletmek için sahip olduğumuz en büyük ve belki de en son şans.Amacımızı yalnızca küresel bir hareket ile gerçekleştirebiliriz – ve bu hareket çoktan dünyanın dört bir yanını sarmaya başladı. Kamerunlu çiftçiler, Çin’de öğrenciler, hatta dünya kupası kayakçıları 350 sayısını duyurmak için çalışmaya başladılar. Kiliseler çanlarını 350 kere çaldılar, Budist rahipler sırtlarını Himalaya dağına yaslayarak vücutları ile 350 sayısını oluşturdular… 350 sayısı her dilde aynı, her kültürde ses buluyor, bu nedenle bugün 350’dan daha önemli bir mesaj ve bilimsel kanıt yok.Bunu insanlığın önündeki son sınav olarak düşünebilirsiniz.  Atmosferimizi ve geleceğimizi kurtarmak için gereken cesareti, sorumluluğu ve yaratıcılığı çok geç olmadan bulabilecek miyiz?  Sizin yardımınız ile 24 Ekim’i geleceğimiz için doğru şeyi yapabileceğimizi gösterdiğimiz mutlu ve umutlu bir güne dönüştürebiliriz!Bize katilin ve 24 Ekim organizasyonunuzu internet sitemizde kayıt ettirin,Hep birlikte çalışmaya devam etmek umudu ile,</p>
<p>Bill McKibben – Yazar ve Aktivist- ABD<br />
Vandana Shiva - Physicist, Aktivist ve Yazar – Hindistan<br />
David Suzuki – Bilim Adamı, Yazar ve Aktivist - Kanada<br />
Bianca Jagger – Dünya Gelecek Konseyi Başkanı  (World Future Council)  - İngiltere<br />
Tim Flannery - Bilim Adamı, Yazar ve Gezgin –Avustralya<br />
Bittu Sahgal -  Sanctuary Dergisi Editorü - Hindistan<br />
Andrew Simmons – Çevre Savunucusu – St. Vincent ve Grenadines<br />
Christine Loh - Çevre Savunucusu ve Parlamenter- Hong Kong</p></blockquote>
<p>Ve 350.org&#8217;un web sitesinde yer alan bir tanıtım videosu&#8230;<br />
<object width="445" height="364" data="http://www.youtube.com/v/s5kg1oOq9tY&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;color1=0x234900&amp;color2=0x4e9e00&amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/s5kg1oOq9tY&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;color1=0x234900&amp;color2=0x4e9e00&amp;border=1" /><param name="allowfullscreen" value="true" /></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cevrebilinci.com/kuresel-isinmaya-dur-demek-icin-bir-gun-ayirin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya için bir şey yap!: Dünyamızı hep birlikte nasıl kurtarabiliriz?</title>
		<link>http://www.cevrebilinci.com/dunya-icin-bir-sey-yap-dunyamizi-hep-birlikte-nasil-kurtarabiliriz/</link>
		<comments>http://www.cevrebilinci.com/dunya-icin-bir-sey-yap-dunyamizi-hep-birlikte-nasil-kurtarabiliriz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2009 13:12:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>recep</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[KİTAP]]></category>

		<category><![CDATA[ÇEVRE]]></category>

		<category><![CDATA[dünya]]></category>

		<category><![CDATA[Dünya için bir şey yap!]]></category>

		<category><![CDATA[Orhan Kural]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cevrebilinci.com/?p=143</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Dünya için bir şey yap!&#8221; Prof. Dr. Orhan KURAL tarafından yazılmış; Dünyamızı hep birlikte nasıl kurtarabiliriz? sorusuna verdiği yanıtlarla bizlere yol göstermeye çalışan bir kitap. Günlük yaşantımızda neleri yapıp neleri yapmayarak ne gibi faydalar elde edebiliriz, ne gibi kötü sonuçların önüne geçebiliriz ve en önemlisi ise birey olarak hayatımıza nasıl yön vererek Dünyamız için fakat aslında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Dünya için bir şey yap!&#8221; </strong><a title="Prof. Dr. Orhan KURAL" href="http://www.orhankural.com/" target="_blank">Prof. Dr. Orhan KURAL</a> tarafından yazılmış; <strong>Dünyamızı hep birlikte nasıl kurtarabiliriz?</strong> sorusuna verdiği yanıtlarla bizlere yol göstermeye çalışan bir kitap. Günlük yaşantımızda neleri yapıp neleri yapmayarak ne gibi faydalar elde edebiliriz, ne gibi kötü sonuçların önüne geçebiliriz ve en önemlisi ise birey olarak hayatımıza nasıl yön vererek Dünyamız için fakat aslında kendimiz için yapabileceklerimizi çok basit ve anlaşılır dille kısa kısa bu kitapta yer alıyor.</p>
<p><span id="more-143"></span></p>
<p>Kitapta bulabileceğiniz bazı başlıklar: <strong><span>alışveriş yaparken dikkat edilmesi gereken konular, </span></strong><span>fazla eşyalar ve moda<strong>, kitap paylaşım alanları, </strong>kar yağdığında doğa için yapabilecekleriniz<strong>, elektronik atıklar, </strong>cam eşya kullanımı<strong>, alüminyum kaplarda satılan içecekler, </strong>pet şişe ve naylonlar<strong>, uçan balonların doğaya verdiği zararlar, </strong>naftalin kullanımı<strong>, lavobaya dökülen yağlar, </strong>evlerdeki ilaçlar<strong>, kağıt kullanımı, </strong>doğal ormanlar ve sulak alanların korunması,<strong> kompost gübre çiçek ve piller,</strong>organik gübre<strong>, zirai ilaç ambalajları, </strong>fast food beslenme<strong>, genlerle oynamak, </strong>hormonlu besinler<strong>, yerel pazarlar, </strong>ekolojik ürün<strong>, özel günler&amp;hediye paketleri, </strong>fiş kullanımı<strong>, fotoğraf filmleri, </strong>yol-çatı gibi yüzeyleri boyama<strong>, araçlar, trafik ve bisiklet kullanımı, </strong>araba lastikleri<strong>, yol şeritleri, </strong>arabalardaki çöpler<strong>, klimalar, </strong>televizyon ve internet<strong>, buzdolapları nerde durmalı?, </strong>enerji verimliliği ve ısı yalıtımı<strong>, canlılar, mezbahalar, airobik yerine bahçe yapımı,</strong>seçim kirliliği<strong>, cep telefonları, </strong>parfüm ve kozmetik ürünler, sprayler<strong>, belediyelerle iş birliği,</strong>okullarda çevre kolu<strong>, fidan yetiştirme, </strong>piknik alanları<strong>, baz istasyonları ve tehlikeler, </strong>bayat ekmekler</span><span><strong>&#8230;</strong></span></p>
<p><strong><span style="font-weight: normal;">Yukarda yer alan ve çok daha fazla konu için çok değerli öneriler ve örnekler kitapta mevcut. Ayrıca aşağıda kitaptan alınmış bir önsözde mevcut.</span></strong></p>
<blockquote><p><a href="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/dunya-icin-birsey-yap1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-147" title="Dünya İçin Bir Şey Yap!" src="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/dunya-icin-birsey-yap1.jpg" alt="Dünya İçin Bir Şey Yap!" width="550" height="402" /></a></p>
<p>İklim değişikliklerine ve ısınmaya, insanın tüketim hırsı neden olmaktadır. Daha çok tüketen değil, daha çok düşünen ve bilen mutlu olur. Bunun çözümü &#8220;sizsiniz&#8221;, ancak her vatandaş görevini yaparsa başarı sağlanır.</p>
<p>Sorgulayın&#8230;</p>
<p>İlkeli olun&#8230;</p>
<p>Hiçbirimiz hepimiz kadar güçlü değiliz.</p>
<p>Unutmayın, bilgi güçtür.</p>
<p>Geceleri gözünüzü kapatınca &#8220;huzur içinde&#8221; uyumanız ve bu dünyayı gelecek nesillere ulaştırmanız için şahsen yapabileceğiniz &#8220;bazı tavsiyeler&#8221; vermeye çalıştım. Bu bir toplumsal sorumluluktur.</p>
<p>&#8220;Karanlıktan şikayet etmeyin, siz de bir mum yakın.&#8221; { Konfüçyus}</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cevrebilinci.com/dunya-icin-bir-sey-yap-dunyamizi-hep-birlikte-nasil-kurtarabiliriz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bahçenizdeki kirliliği azaltmanın yolları</title>
		<link>http://www.cevrebilinci.com/bahcenizde-kirliligi-azaltmanin-yollari-ve-faydali-ipuclari/</link>
		<comments>http://www.cevrebilinci.com/bahcenizde-kirliligi-azaltmanin-yollari-ve-faydali-ipuclari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2009 11:37:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>recep</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[ÇEVRE]]></category>

		<category><![CDATA[ÖNERİ]]></category>

		<category><![CDATA[Bahçe]]></category>

		<category><![CDATA[Kirlilik]]></category>

		<category><![CDATA[Kompost]]></category>

		<category><![CDATA[Toprak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cevrebilinci.com/?p=138</guid>
		<description><![CDATA[Çevreyi Korumanın 100 Yolu adlı yazı dizimize devam ediyoruz. Daha önce &#8220;Evinizde enerji tasarrufu yapmak ve enerjiyi muhafaza etmek için yapabilecekleriniz&#8221; ve &#8220;Evinizdeki toksik kirliliği azaltmanın yolları&#8221; adlı yazıları paylaşmıştık ve şimdi ise bahçemizde neler yaparak kirliliği azaltabiliriz ve faydalı neler yapabiliriz bunun yollarını sizlerle paylaşacağız.


Bahçenizdeki yaprakları temizlerken toz yapıcı üleyici aletler yada benzerlerini kullanmaktan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çevreyi Korumanın 100 Yolu adlı yazı dizimize devam ediyoruz. Daha önce &#8220;<a title="Evinizde enerji tasarrufu yapmak ve enerjiyi muhafaza etmek için yapabilecekleriniz" href="http://www.cevrebilinci.com/enerji-tasarrufu-yapmak-ve-enerjiyi-muhafaza-etmek/" target="_self">Evinizde enerji tasarrufu yapmak ve enerjiyi muhafaza etmek için yapabilecekleriniz</a>&#8221; ve &#8220;<a title="Evinizdeki toksik kirliliği azaltmanın yolları" href="http://www.cevrebilinci.com/evinizdeki-toksik-kirliligi-azaltmanin-yollari/" target="_self">Evinizdeki toksik kirliliği azaltmanın yolları</a>&#8221; adlı yazıları paylaşmıştık ve şimdi ise bahçemizde neler yaparak kirliliği azaltabiliriz ve faydalı neler yapabiliriz bunun yollarını sizlerle paylaşacağız.</p>
<p><span id="more-138"></span></p>
<ul>
<li><strong>Bahçenizdeki yaprakları temizlerken toz yapıcı üleyici aletler yada benzerlerini kullanmaktan kaçının.</strong></li>
<li>Otları biçmek için gazla çalışan değil elektrikle çalışan ot biçme cihazları kullanın.</li>
<li><strong>Ufak ot kırıntılarını temizlemeyin çünkü onlar parçalanarak toprak için iyi birer bezleyici madde olur.</strong></li>
<li>Toprağa talaş serperseniz yabani otların çıkmasını azaltır, nemin emilmesini sağlar ve erozyonun önlenmesine katkıda bulunursunuz.</li>
<li><strong>Gerektiğinden fazla gübre kullanmaktan kaçının ve böcek ilacı kullanımını azaltın.</strong></li>
<li>İmkanınız varsa bahçeniniz bir kısmına el sürmeyerek doğal bir yaşam alanı oluşturun.</li>
<li>Otları sabah erkenden sulayın.</li>
<li><strong>Böcek ilacı kullanmak yerine kadife çiçeği ekerek zararlı böcekleri uzak tutabilirsiniz. Ayrıca bu çiçek bulunduğu oratamdaki diğer bitkilerin döllenmesine ekstra fayda sağlar.</strong></li>
<li>Yaprak ve diğer bitki parşalarını yakmak yada atmak yerine bir çeşit gübre görevi gören <strong><a title="Kompost" href="http://web.deu.edu.tr/erdin/pubs/doc25.htm" target="_blank">kompost</a></strong> elde ederek faydalı bir şekle dönüştürerek onlardan kurtulabilirsiniz.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cevrebilinci.com/bahcenizde-kirliligi-azaltmanin-yollari-ve-faydali-ipuclari/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Mavi Sözleşme / Küresel Su Krizi ve Su Hakkı Mücadelesi</title>
		<link>http://www.cevrebilinci.com/mavi-sozlesme-kuresel-su-krizi-ve-su-hakki-mucadelesi/</link>
		<comments>http://www.cevrebilinci.com/mavi-sozlesme-kuresel-su-krizi-ve-su-hakki-mucadelesi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2009 01:25:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>recep</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[KİTAP]]></category>

		<category><![CDATA[ÇEVRE]]></category>

		<category><![CDATA[Küresel Su Krizi]]></category>

		<category><![CDATA[Maude Barlow]]></category>

		<category><![CDATA[Su]]></category>

		<category><![CDATA[Su Hakkı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cevrebilinci.com/?p=130</guid>
		<description><![CDATA[Mavi Sözleşme / Küresel Su Krizi ve Su Hakkı Mücadelesi Maude Barlow&#8216;un kaleminden çıkmış. Dilimize ise Barış Cezar çevirmiş. Yordam Kitap ve Çevre Mühendisleri Odası&#8216;nın ortak yayını olarak basılmış olan kitap çok önemli bir konuda çok değerli bilgiler veriyor bize.
Su evet konumuz su, hayatımız suya bağlı değil mi zaten. Susuz bir yaşam düşünün hatta hayal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mavi Sözleşme / Küresel Su Krizi ve Su Hakkı Mücadelesi </strong><strong><a title="Maude Barlow" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Maude_Barlow" target="_blank">Maude Barlow</a></strong>&#8216;un kaleminden çıkmış. Dilimize ise <strong>Barış Cezar</strong> çevirmiş. <strong>Yordam Kitap</strong> ve <strong><a title="Çevre Mühendisleri Odası" href="http://www.cmo.org.tr/" target="_blank">Çevre Mühendisleri Odası</a></strong>&#8216;nın ortak yayını olarak basılmış olan kitap çok önemli bir konuda çok değerli bilgiler veriyor bize.</p>
<p>Su evet konumuz su, hayatımız suya bağlı değil mi zaten. Susuz bir yaşam düşünün hatta hayal kurun bir süreliğine. Kana kana içtiğimiz su olmasa ne yapardık. Kanadalı bir <a title="aktivist" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Aktivist" target="_blank">aktivist</a> olan yazarımız mutlaka okumamız ve bilgilenmemiz ve hayatımızda uygulamaya geçmemiz, yanlış giden bir şeyleri durdurmamız için bize yol gösteriyor, fikir veriyor. Eğer bu yanlışlıklar düzelmezse nelerin olabileceğini bir çok örnekle anlatıyor yaşanmış olayları örnek göstererek. Kitap hakkında daha detaylı bilgi için aşağıda yer alan tanııtım yazısını okuyabilirsiniz ve eğer isterseniz satın almak için<a title="Mavi Sözleşme" href="http://www.idefix.com/kitap/mavi-sozlesme-maude-barlow/tanim.asp?sid=P2PQQVCVOS0S6XSEUQCS" target="_blank"> idefix</a> veya <a title="Mavi Sözleşme" href="http://www.pandora.com.tr/urun.aspx?id=178766" target="_blank">pandora</a>&#8216;yı tercih edebilirsiniz.</p>
<p><span id="more-130"></span></p>
<blockquote>
<div class="mceTemp">
<dl id="attachment_132" class="wp-caption alignright" style="width: 198px;">
<dt class="wp-caption-dt"><img class="size-medium wp-image-132 " title="mavi-sozlesme" src="http://www.cevrebilinci.com/wp-content/uploads/mavi-sozlesme-209x300.jpg" alt="mavi-sozlesme" width="188" height="270" /></dt>
</dl>
</div>
<p>Dünyanın su kaynakları azalıyor, hatta tükeniyor. Dahası, var olduğu kadarıyla hızla kirleniyor da. Eğer böyle giderse, uzak olmayan bir gelecekte, insanlık susuzlukla, su üzerine büyük çatışmalarla ve kirlenmenin yol açtığı çevresel felaketlerle yüz yüze gelecek. Ama bütün bunlar neden yaşandı? Bu gidişi önlemenin bir yolu yok mu?</p>
<p>Suyun ticarileştirilmesine karşı dünya çapında verilen mücadelenin önde gelen sözcülerinden Maude Barlow, Mavi Sözleşme&#8217;de bu sorulara eğiliyor. Suyun tükeniyor oluşunun, doğal ve kaçınılmaz bir durum değil, suyun kâr konusu yapılmasının bir sonucu olduğunu ortaya koyan Barlow, dünyanın tüm su kaynaklarını ele geçirmek ve kâr amacıyla işletmek dürtüsüyle hareket eden aç gözlü tekelci şirketlerin ve onların iktidardaki ortaklarının planlarını sergiliyor. Barlow, aynı zamanda, şirketlerin su üzerindeki denetimlerine karşı verilen güçlü mücadaleden de  haber veriyor. Suyun temel bir insan hakkı, kâr amacıyla alınıp satılamayacak bir ortak varlık olarak ilan edilmesine yönelik tabandan gelen bu uluslararası hareketin gündemini ve kazanımlarını anlatıyor.</p>
<p>İstanbul&#8217;un bir &#8220;su paylaşım savaşına&#8221; sahne olduğu günlerde Çevre Mühendisleri Odası ile Yordam Kitap&#8217;ın  ortak yayını olarak basılan Mavi Sözleşme, suyun ticarileşmesine karşı yükselen seslere ortak oluyor.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cevrebilinci.com/mavi-sozlesme-kuresel-su-krizi-ve-su-hakki-mucadelesi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>

